25 Mart 2009…

O kara günden bugüne tam on altı yıl geçti. Ne özlem azaldı ne de sızı dindi. Bu topraklar, Muhsin Yazıcıoğlu gibi bir yiğidi kolay kolay yetiştirmiyor. O, yalnızca bir lider değil, aynı zamanda vefayı, adamlığı ve mertliği temsil eden bir insandı. Muhsin Başkan, siyasetin değil, vicdanın ve insanlığın lideriydi.

Onun adını ilk kez 1980’li yıllarda, İstanbul’un Fatih ilçesinde duydum. Evimiz, memleketten gelen gençlerin misafir olduğu, sohbetlerin eksik olmadığı bir yerdi. Her biri idealist, her biri inançlıydı. O dönemlerde anlam veremediğim tartışmaların ve yükselen seslerin arasında, hep sığınacak bir liman arardım. İşte Muhsin Yazıcıoğlu ismi, çocukluk yaşlarımdaki o arayışta tanıdığım bir liman oldu.

Bir gün, Samsun’un ilk ülkücü şehidi Davut Duran ağabeyim elimden tutup Kocamustafapaşa’daki Adana Öğrenci Yurdu’na götürdü. Orada, Muhsin Yazıcıoğlu adını ilk kez duydum. O ismin etrafında şekillenen, sadece bir siyasi duruş değil, cesaret, yiğitlik, dürüstlük, samimiyet, alçakgönüllülük ve adanmışlık hikayeleri anlatılıyordu.

MÜTEVAZILIĞIN VE SAMİMİYETİN TEMSİLCİSİYDİ

Gençlik yıllarımda Muhsin Yazıcıoğlu’nu yakından tanıma fırsatım olduğunda, duyduklarımın eksiksiz bir şekilde doğru olduğunu anladım. O, gösterişten uzak, sade ve mütevazı bir insandı. Bir milletvekili, bir genel başkan olarak değil, bir abi, bir dost, bir kardeş gibi yaklaşırdı insanlara. Makam odasına girdiğinizde ağır protokollerden, soğuk mesafelerden eser yoktu. Ne zaman bir derdimiz olsa bir telefon kadar yakındı. Ankara’ya gittiğimizde mümkün olduğunca kendisini ziyaret eder hoş sohbetlerinden faydalanırdım.

Yanına giden herkesin elini sıkar, halini hatırını sorar, kendi elleriyle ikramlarda bulunurdu. Konuşmalarında insanı merkeze alır, muhabbeti siyasetten çok gönülden yapardı.

Onun en belirgin özelliği, istikrarlı karakteriydi. Hayatının her döneminde doğruları söylemekten ve inandığı değerleri savunmaktan vazgeçmedi. Sözünün eri, yolunun adamıydı. Hayatının her safhasında, inandığı değerlerden asla ödün vermedi.

ŞU AN HER YERDE NE KADAR FAZLA FIRILDAK VAR

Bir sözünde, “Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için, fırıldak olmaya gerek yok.” derken, dünya menfaatlerine kapılmamanın ve her daim dik durmanın önemini hatırlatıyordu.

Muhsin Yazıcıoğlu, sadece bir dava adamı değil, aynı zamanda büyük bir vicdan sahibiydi. Mazlumların, gariplerin, yetimlerin her zaman yanında oldu. Kimseyi ayırmadı, ötekileştirmedi. Ona göre insan, insan olduğu için kıymetliydi. Bu yüzden herkesin gönlünde taht kurdu.

MİLLETİN EVLATLARI BİRBİRİNE DÜŞMAN EDİLDİ

Bir toplantısında söylediği şu söz, onun merhamet anlayışını özetlemektedir.

“Milletimizin evlatları birbirine düşman edilerek değil, birbirini severek büyümeli. Çünkü biz büyük bir milletiz ve kardeşiz.”

Bir defasında, kendisini ziyaret ettiğimizde, misafir odasına alındık. Gördüğümüz, gösterişten uzak, sade bir odada, gönlü zengin bir liderdi. Ne makam aracı, ne şaşaalı ofisler…

Bize kendi elleriyle ikram ettiği tatlılar ve söylediği sözler hâlâ hafızamda yer tutmaktadır.

“Ferhat kardeşim, bu memleketin iyiliği için el ele vermek zorundayız. İnsanlar konuşur, biz işimize bakalım. Geçmişte ülkemizde gerçekleştirilen kardeşi kardeşe düşman eden projelere karşı duralım.”

Bu sözler, onun birleştirici ve kucaklayıcı karakterini anlatmaya yeter.

ŞİMDİ İSE DÜRÜST SİYASETÇİ BULMAK ZOR OLDU

Siyasetin, menfaat ilişkilerinin, dalaverelerin çok konuşulduğu bir dönemde Muhsin Yazıcıoğlu’nun adı, her zaman dürüstlükle, temizlikle anıldı. Ardı sıra şaibe gelmedi.

Hayatını tertemiz yaşayan, kendinden önce milleti için düşünen ve yol gösteren bir liderdi.

25 Mart 2009 tarihinde, içinde bulunduğu helikopter Kahramanmaraş’tan Yozgat’a giderken düştü. Enkazına ulaşılması günler aldı. Milletçe umutla bekledik, ama olmadı. O, emaneti sahibine teslim etti.

Öldürdüler…

Kardeşi kardeşe düşman etmek isteyenler tarafından öldürüldü.

Arkasında tertemiz bir isim, hiç kirlenmemiş bir hatıra ve dua eden milyonlar bıraktı.

Ve Şimdi…

2025 yılının 25 Mart’ında bir kez daha hatırlıyoruz onu. Sadece bir lideri değil, dürüstlüğü, vicdanı, merhameti, alçakgönüllülüğü kaybettik. Ama onun mirası hâlâ yaşıyor.

Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde onun şu sözü hâlâ kulaklarımızda yankılanıyor.

“İnandığınız yolda yalnız da olsanız yürüyün.”

Mekânın cennet olsun Muhsin Başkan. Seni unutmadık, unutmayacağız.