GİZEM YILDIZ'ın röportajı için tıklayınız...

Lise yıllarından başlayan müzik aşkı seni bugünlere kadar getirdi. Son olarak Vura Kıra parçasıyla gündemdeydin. İçindeki müzik tutkusunu perçinleyen baban mı oldu?

Babamın çok büyük bir etkisi vardı. Liseye kadar topçu olmak istiyordum, ama lisede bir şarkı mırıldanmamla birlikte babamın çok büyük katkısı oldu. Bana sesimin çok güzel olduğunu, eğer müzik alanında ilerlemek istersem bana destek olacağını söyledi. Kendisi de bu yollardan geçtiği için bana eğitimler aldırmaya başladı. Ben de deneyim fırsatı olarak kabul ettim. Aldığım eğitimlerin ardından üniversiteye geçiş aşamamda hep sanatın içindeydim. Bu sayede ilk şarkım “Suni Teneffüs” şarkısını çıkardım.

İlk şarkından sonra nasıl dönüşler aldın?

Çok güzel dönüşler aldım. O dönemde şarkıcılığa yeni girmiş bir insanı Serdar Ortaç, Mustafa Sandal gibi duayen isimlerin şarkımı paylaşması benim gözümde hayal bile edilemezdi. O dönemde bir buçuk Milyona ulaşmıştı. Tiktokta bizim şarkımıza videolar çekmeye başlandı. Bu kadar heyecanlı hissettiğim, mutlu hissettiğim başka bir an yoktur.

Baban Aşkın Tuna olmasaydı yine de müzikle uğraşır mıydın?

Belki uğraşırdım, ama buna kesin bir cevap veremiyorum. Müzik sektöründe olmam için her şey hazır bir kutuda bana sunuldu. Annemle babamın tanıması bile bir televizyon programı vesilesiyle olmuş. Yine sanatın içinde olurdum, çünkü üniversite bölümümden yaşam tarzıma kadar her şey beni sanata yönlendirdi.

Müziğe karşı ilginin olduğunu ilk ne zaman keşfettin?

Ortaokul dönemimden itibaren şarkıların sözlerine, şiirlere bir merakım vardı. Çevremdeki birçok isim müzik insanıydı. Babamın arkadaş çevresi de bu isimlerden oluştuğu için, ortak konumuzun müzik olması beni müziğin içine çekti. Çünkü onların yanında olmak istiyorsam benim de bu sektörle ilgili söyleyecek bir sözümün olması gerekiyordu. Müzik bana otomatik olarak yüklenmiş bir çip gibiydi.

Erken yaşta müziğe başlamanın avantajlarını yaşadın mı?

Bence çok erken bir yaşta müziğe girmedim. 19 yaşında ilk şarkım çıktı. Benden önce 17 yaşında Aleyna Tilki’nin var olduğunu unutmayalım. Benim müziğimin çıktığı ilk dönem koronaya denk geldi. Tam sahneleri yapacağım, cafcaflı bir dönem olması gerekirken, evlerde kalmak zorunda kaldık. 30 yaşında müzik sektörüne girseydim deneme yanılma yöntemim azalmış olacaktı. Benim daha çok araştırma, deneme şansım olması bana büyük yarar sağladı.

Bu meslek için babanın sana verdiği en kıymetli öğüt neydi?

Babam bana sektörün aslında çok büyük gibi göründüğünü ama herkesin birbirini tanıdığını bu yüzden herkesle iyi geçinmem gerektiğinin keyifli olabileceğini söyledi. Çünkü kiminle nerede karşılaşacağını, nasıl bir katkısı olacağını bilemezdim. Ben de genellikle tanıdığım insanlarla hep keyifli vakitler geçirmişimdir. Bu sektörün aslında farklı denklemleri olduğunu, kimsenin rakibimin olmadığını görmüş oldum.

Sahne tozu dedikleri peri tozu seni de etkiledi mi?

Küçükken okuduğum ortaokulun konferans salonunda kendi kendime tiyatro yapardım. Hiçbir metne bağlı kalmadan drama yapardım. Orayı kendi evim gibi hissederdim. Henüz çok ufakken babamın 23 Nisan’da beni radyo programına konuk almasıyla birlikte ilk röportajımı vermiştim. Orada da “Sahne benim evim” demiştim. İnsanların senin sahnelerine eşlik ettiği bir ortamda, hep birlikte eğlenmek inanılmaz bir haz. Maslow’un piramidindeki kendini gerçekleştirme basamağı olarak bunu görüyorum. Benim de kendimi gerçekleştirdiğim yer sahne.

Sosyal medyanın günümüzde bu kadar popüler olmasının faydalarını görüyor musun?

İlk şarkımı yaptığımda, bu şarkıyı nasıl duyurmalıyım diye düşündüğümde çevremde birçok popüler insanın olduğunu fark edip, onlardan şarkıma destek olmalarını ve paylaşmalarını rica ediyordum. Günün sonunda hiç tanımadığım influencerlar bile şarkımı paylaşmaya başlamıştı. Aslında sosyal medya bir domino etkisi yarattı. Eskiden geleneksel medyada herkes üretici olamıyordu. Şimdi herkesin kendini sunabileceği bir vitrin var ve bu durum insanların tekelini kırmasına yardımcı oldu. Bu çok kıymetli bir şey.

Daha çok hangi müzik türüne yatkınsın?

Ben pop müzik türüne hayranım. Genellikle yaptığım şarkılar da pop kültür üzerine, ama Klarnet isimli bir şarkım var. Çok severek okuyorum. Orada biraz soft rock tınısını kullandım. Ben 80’ler 90’lar ağırlıklı gitmek ve o şarkıların samimiyetiyle bir şeyler yapmak istiyorum.

Müzik dışında ilgilendiğin başka müzik dalları var mı?

Ben sanat ve kültür yönetimi mezunuyum. Orada resim sanatının da ne kadar güzel olduğunu gördüm. Yurtdışında 30’dan fazla ülkeyi gezdim. Bir yere gittiğimde ilk ulusal galerine gider ve eserlerine bakarım. İlk oyunculuk deneyimimi Kutsal Damacana 5 filmiyle merhaba dedim. Bu vesileyle sanatın birçok alanında kendimi de var etmek istiyorum. Bundan sonra beni çok başka sanat alanlarında görebilirsiniz.

Oyunculuk zor bir meslek, kendini oyuncu olarak tanımlayacak işler yapmak istiyor musun?

Ben hem müzik hem oyunculuk birlikte yürütmek istiyorum. Küçükken Oğuzhan Koç’u çok severdim. O oyunculuktan şarkıcılığa çok güzel bir geçiş yaptı. Belki ben de müzikten oyunculuğa geçiş yapabilirim.

Müzik yaparken prodüksiyon sürecinde ne kadar işin içinde oluyorsun?

İşin çıkış alanına kadar işin içindeyim. Artık benim babamın şirketinden müzikler çıkıyor. Orada büyük bir üstatla çalışıyorum. İşin klip aşamasındaki düzenlemelere kadar emeğim geçiyor. İçime sinene kadar bir şeyler yapmak bana huzur veriyor.

Bir şarkıyı bitirdiğinde ilk kime dinletirsin?

Benden önce ilk babam dinler (gülerek). Sonrasında uğur olarak gördüğüm bazı arkadaşlarım var. Onlara dinletiyorum.