Hayatta sınırlarımız olduğunu keşfetmemiz fazla zaman almamış olsa gerek. Ne kadar özgür olduğumuzu söylesek de sanki görünmez sınırlarla çevriliyiz.

Özgürlüğümüz bile kısıtlıyken sınırsızlıktan bahsetmemiz çok olası gözükmüyor. Nihayetinde başkalarının sınırlarını da ihlal etmemek gerekli özgür olurken de.

Görünmez zincirlerle bağlı gibiyiz. Bir bahçenin içindeyken, bahçenin her yerini dolaşıp da bahçenin dışına çıkamamak gibi. Belli bir alanda veya başka konularda belli bir çerçevede özgürüz.

Hissettiğimiz zincirler ince bir çizgi gibi hayatımızı bağlamakta sanki. Her şeyin dozunda olması veya belli bir ölçüsü olması gibi hayatımız da. Özgürüm ama o kadar da değil.

Yeteneklerimizin sınırlarını görmek istesek de görünmez zincirlerimizin olduğunu da hayat bize unutturmaz.

İsteklerimizin de sınırının olduğunu bildiğimiz için genelde gerçekçi ve olabilirliği yüksek şeyler istemeye başlarız. Bir zincir de biz ekleriz hayatımıza. Hayallerimizin bile bir sınırı vardır.

Belki de doğrusu budur. Çok fazla havailik iyi değil diye de düşünebiliriz. Yine de sıra dışı işlere imza atanlar da kendilerine bu sınırlar konulmamış, kendileri de sınır tanımamış insanlardır diğer yandan da.

Zincirler görünmez de olsa bir yerden sonra ilerlememizi engelleyebilir. Hayatta bir kısıt getirildiği zaman zaten yapabilecekken bile yapmadığımız bir dolu şey sayabiliriz.

Öncelikle insanların kendilerini özgür hissetmeleri gerekli, özellikle de yeteneklerini keşfetmek ve ilerletmek için. Müphem zincirler düşünüldükçe içimizdeki yetenek de bir yerden sonra kaybolur.

Belki yetişkin bir birey bu konuyu aşamaz ama en azından gençleri doğru yönlendirerek zincirleri bir anlamda kaldırabiliriz ki kötü niyet olmadığı sürece de bunu yapmak gerekli.

Ne kadar istesek de belli bir neslin görünmez zincirlerle yaşadığını biliyoruz. Onların içinden sıra dışı çıkanlar da bu görünmez sınırları hissetmemiş olanlardır zaten.

O yüzden belki de müphem zincirleri görmezden gelmek gerekli olabilir.