Her durumda eğlenmesini bilen bir milletiz. En önemlisi de enseyi karartmamak olsa gerek. “Ucunda ölüm yok ya…” cümlesini duymuşuzdur sıklıkla. Eee… o zaman keyif bizim değil mi?

Toplum olarak belli eşiklerden geçtikten sonra artık bizi hiçbir şeyi yıldıramayacağına kanaat getirmiş olarak keyfimizi de bozmuyoruz tabi.

Dünyanın derdi de felaket zinciri de bitmiyor madem, biz neden karalar bağlayarak oturalım ki? Nasıl olsa henüz hiçbirine denk gelmedik.

İnsanlar başkalarının yasını zaten tutmaz. Kendi başına gelene kadar feryat eden de bulunmaz.

Başkalarının veya başka toplumların acısını paylaşmak da zor bir yerde, sizde günlük güneşlik her şey nasıl olsa… Ne gerek var şimdi tansiyon yükseltmeye?

Dünyanın yarısının karanlık yarısının da aydınlık olması gibi insanlar. Bir kısmı keyfini çıkaramazken dünyanın bir kısmı da aksatmaz bunu. Herkes aynı duyguları yaşayabilseydi de sıkıcı olurdu insanlık sanırım.

Birileri mutsuz olacak ki başkalarının keyfi yerine gelsin… Herkes ve her şey adil olsaydı ne anlamı kalırdı kötülüğün ve iyiliğin ya da nasıl iyiyim diyecekti insanlar kötüyü görmeden.

Başımıza gelmeyen her şeyi görmezden gelirsen tabi ki keyfimizi bozacak bir şey de yok demektir.

Bazen de aşırı tepkilerle dramatize ettiğimiz de doğru ama konumuz o değil şimdi.

Ortalığın tozu dumanı arttığı için görüş alanımız da doğal olarak kapalı olacağı için çok da düşünmeye gerek yok.

Hayat simülasyonunu tamamlarken en iyi ve mutlu biz olmalıyız ki yaşadığımıza değsin. Üzerinde bulunduğumuz dünya yok olmadıkça da başka hayatlardan bize ne diyebiliyoruz nasıl olsa.

O yüzden keyif bizim, keder bizim kime ne(?)