Gazi Öğretmenin yetiştirdiği zirai ürünler arasında Muz ön planda geliyormuş…

Öyle ki İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü döneminde 10’larca yıl devam eden muz yetiştiriciliği emekli olduktan sonra da 25 yılın üzerinde devam etmiş ve hala devam etmekte imiş…

Gazi Öğretmenin muz yetiştiriciliği önceleri açık alanda devam ederken sonraları kapalı serada yetiştirmeye devam etmiş, son yıllara kadar 30 dönümün üzerinde muz serasına dönüşmüş…

Muz; Yıllar yılı Türkiye’de daha çok Bozyazı, Alanya, Gazipaşa, Manavgat ve Anamur’da üretilmekteymiş….

Muz; Dünya üzerinde meyvesi belki de en fazla tüketilen bitkilerden biriymiş...

Muzun bu kadar aranmasının sebebi sadece kolay erişilebilen ve kolay tüketilebilen bir bitki olması değilmiş…

Bu tüketimin ardında muzun çok besleyici bir besin kaynağı olması, birçok vitamin, protein, mineral ve aminoasiti içeriyor olması yatmaktaymış….

Batı Avrupa ülkelerinde sadece tadı ve kokusu için aranan bir meyve konumunda ise de üçüncü dünya ülkelerinde çok önemli bir besin maddesiymiş….

Az gelişmiş ülkelerde çocuklar ihtiyaçları olan proteini muz yiyerek almaktalarmış….

Gazi Öğretmen muzun faydalarını araştırmış… Araştırmalarına göre muzun faydalarının bir kısmı şu şekildeymiş:

‘’ … Muz kemik gelişimini sağlar, sinir zafiyeti ve yorgunluğu giderir. Böbrek ve mafsal iltihabında, bağırsak hastalıklarında faydalıdır. Müzmin kabızlık çekenler fazla yememelidir.

B1, B2, C, A ve E vitaminlerini içeren muz, potasyum, demir, kalsiyum, fosfor, sodyum ve iyot açısından da çok zengindir.

Muzun kalori düzeyi çok yüksek olmasına karşılık hiç kolesterol içermemektedir.

Kalp kaslarını geliştiren sodyum ve potasyum maddeleri içermektedir.

Potasyum terleme sebebiyle kapasitesini yitirmeye başlayan kasları canlandırır ve daha kolay hareket etmelerini sağlar.

B1 vitamini sayesinde sinir dokularının normal çalışmasına da etki eder. İçerdiği iyot sayesinde de tiroid bezinin dengeli çalışmasına yardım eder.

Muz; güçlü potasyum depolarından biridir. Tansiyonu düşürme, kalbi koruma, kas güçsüzlüğünü azaltma gibi faydası vardır.

Muz; daha iyi iletişim kurmayı, daha hızlı düşünmeyi, daha çabuk karar vermeyi sağlar.

Muz; Tansiyonu dengeler: Bir muzda ortalama 400-450 mg civarında potasyum vardır. Potasyum Tansiyonu düşürmede, dengelemede son derece önemli görevler üstlenir. Yakın zamanda yapılan bir çalışma günde iki muz tüketen hafif hipertansiyonluların çoğunda tansiyonun ilaç kullanmadan bile ayarlanabileceği gösterildi.

Potasyumdan zengin olma özelliği muzu kalbi koruma, kas güçsüzlüğünü azaltma, kas-sinir ilişkisini iyileştirme gibi özelliklerle de taçlandırır. Hipertansiyon konusundaki olumlu katkısı da çok önemli bir nokta.

Muz; Potasyumdan zengin bir meyve olması güçlü bir kemik yapısına da sahip olmanızı garanti eder. Çünkü güçlü bir iskelet sistemine sahip olmak sadece kalsiyum ve D vitaminine bağlı bir durum değildir. Güçlü kemikler için potasyum da gerekir.

Muz; Strese karşı iyi bir çözümdür. Sabahla öğle aralığında tüketeceğiniz bir muzla daha keyifli, sakin ve stressiz bir gün geçirmeniz mümkündür.

B6 vitamininden zengin yapısı muzu özellikle bazı kanserlere karşı korunmada da önemli doğal bir güç haline getiriyor. Özellikle kalın bağırsak ve rektumda oluşan kanserlerle böbrek kanserine karşı korunmada muz oldukça etkilidir.

Bir araştırma, haftada dört muz tüketenlerde böbrek kanseri riskinin yarı yarıya düştüğünü, bir başka araştırma da B6 vitamininden zengin beslenmenin kalın bağırsak ve rektum kanseri olasılığını neredeyse yüzde 25’e yakın bir oranda azalttığını gösteriyor.

Muz; posadan zengin yapısı nedeniyle de önemli bir meyvedir. Bağırsak fonksiyonlarını dengeliyor. Kabızlığa da ishale de iyi geliyor.

Muz; kalbi daha düzenli çalıştırıyor. Yorgunlukla mücadelede çok etkili bir meyvedir. ‘’

Gazi Öğretmen muzun faydaları üzerinde bilgi edindikten sonra muz ile ilgili araştırmalarına devam etmiş ve şe bilgileri tespit etmiş:

‘’…Muz bitkisi en büyük çiçekli otsul bitkidir ve 7,6 metreye kadar çıkabilirler. Yaprakları sarmal bir biçimde yer alır ve 2,7 metre uzunluğa, 60 cm genişliğe kadar büyüyebilir.

Türkiye’nin muz tüketiminin yüzde 50'sini karşılayan Akdeniz Bölgesi'nde hedef 500 bin ton muz üretimidir.

Türkiye'nin yaklaşık 400 bin tonluk muz ihtiyacının yüzde 50' sini Manavgat, Alanya, Gazipaşa, Anamur,

Bozyazı ve Erdemli’ deki üreticiler karşılıyor.

Muz bitkisin ilk defa ülkemize 1750 yıllarında Mısır’dan süs bitkisi olarak Alanya’ya geldiği söyleniyor.

Süs bitkisin meyve verdiği görülünce 1930’lu yıllardan itibaren meyvesi için ticari amaçla yetiştirilmeye başlanmıştır.

Ülkemizde muz, başta Anamur olmak üzere, Bozyazı, Alanya ve Gazipaşa ilçelerinde yetiştirilmektedir. Ancak son yıllarda Fethiye, Finike, Kumluca, Bodrum, İskenderun, Samandağı, Dörtyol, Silifke, Antalya, Serik, Manavgat ilçelerinde de muz yetiştiriciliği istekli üreticiler tarafından başlatılmıştır.”

Muz, Güneydoğu Asya’dan çıkmıştır. Anavatanı Güney Çin, Hindistan ve Hindistan ile Avustralya arasında kalan adalardır.

Muzu ilk kültüre alanların balıkçılar olduğu sanılmaktadır. Balıkçılar ağ yapmak için muzun yapraklarından yararlanmışlar ve bu şekilde tarımı başlamıştır.

Türkiye, Gıda ve Tarım Örgütü’nün 2020 verilerine göre dünyada muz üretimi açısından yaklaşık 728 bin ton ile 29. sırada yer almaktadır.

Türkiye'nin 2017 yılı itibarıyla dünya muz üretimindeki payı %0,55’dir. Ülkede muz daha çok Mersin'de Bozyazı ile Anamur arasındaki bölgede ve Antalya'nın Alanya ve Gazipaşa ve ilçelerinde yetiştirilmektedir.

Türkiye’de muz üretimi ilk olarak 1935 yılında Mısır’dan Alanya’ya, oradan da Anamur’a getirilerek başlamıştır.

Ticari üretimi 1937 yılında başlayan muz bitkileri önceleri açıkta üretilmiştir. Bununla birlikte zaman içerisinde düşük sıcaklıklardan dolayı bitkilerde zarar meydana gelmesiyle yetiştiriciler özellikle Anamur ve Bozyazı’da muzu açık alanlar yerine, plastik ve cam seralarda yetiştirmeye başlamıştır.

1984'te Sayın Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde ithalatın serbest bırakılmasıyla ilk kez Türkiye’ye çikita muz ithali gerçekleştirildi.

İthal muzun yerli muza etkileri öne sürülerek ithalat destekçileri ve karşıtları arasındaki "çikita muz tartışması" Türkiye gündemini uzun bir süre etkiledi.

1999'dan beri Türkiye'de muz üretimi devamlı olarak büyümüştür.

2000'lerden itibaren hızlı bir şekilde örtü altı (sera) yetiştiriciliğine geçiş yapılmasıyla üretim ve kalitede önemli derecede artış sağlanmıştır.

Türkiye’de yapılan muz yetiştiriciliğinde 2010'lara kadar bahçe tesisinde sadece Bodur muz dikimi yapılmakta iken, günümüzde bunun yanı sıra Grant Nayn da yetiştirilmektedir. "Anamur muzu" 2003 yılında coğrafi işaret tescili almıştır.

Türkiye’de muz üretim alanı 2019/20 üretim sezonunda 85 bin dekar iken 2020/21 üretim sezonunda 111 bin dekara yükselmiştir.

2020 yılı itibarıyla üretim alanının %50,5’ini Mersin, %45,4’ünü ise Antalya oluşturmaktadır. Bu illerin dışında az da olsa Adana (%2,5), Hatay (%1,0), Muğla (%0,4) ve Manisa’da (%0,1) da muz yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Türkiye'de yetiştirilmeye ilk başlanan Bodur muz hâlâ ülkede yoğun olarak yetiştirilmektedir ve üretimin %90'unu sağlamaktadır.

Bodur muzdan daha büyük olan Grand Nain ve Williams sera içinde yetiştirilmektedir.

Türkiye'de üretilen muzun tamamına yakını iç pazara sunulmaktadır ve ihracat yok denecek kadar azdır.

Bunun nedeni yurt içi muz üretim maliyetlerinin ithal muz üretim maliyetine göre yüksek olması, dolayısıyla da Türk muzunun dünya piyasasında diğer ülkelerden gelen muzlarla rekabet edememesidir.

İhracatın çoğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne ve Suriye’ye yapılmaktadır. Buna karşın Türkiye'nin ithal muza çok yüksek miktarlarda gümrük vergisi uygulaması nedeniyle iç pazarda yerli muz fiyat açısından ithal muzla rekabet edebilmektedir.

İthal muza %145,8'lik bir vergi uygulanmakta ve yerli üretimin yapıldığı Eylül-Mayıs arasında ithalata ekstra kısıtlamalar getirilmektedir.

2011 yılında Türkiye içi muz tüketiminin yaklaşık yarısı yerli muzdan sağlanmıştır.

Türk tüketicilerin raf ömrü, boyutu ve rengi dolayısıyla genellikle ithal muzu tercih ettikleri bildirilmiştir.

Türkiye'ye %96,5 gibi bir oranla ithal muzun tamamına yakını Ekvator’dan gelmekle birlikte, küçük bir miktarı da Kosta Rika 'dan ithal edilmektedir. ‘’

Gazi Öğretmen bu bilgilerin ışığı altında önceleri açık alanda, sonraları Sera’da muz yetiştiriciliğine başlamış ve zaman içinde 30 dönümün üzerinde muz serası edinmiştir.

( devam edecek )