Bizans, Roma ve İskender İmparatorluğu binlerce yıl Asya ve Afrika’daki toplumları ve de devletleri asla rahat bırakmamışlardır. Sebebi ise Doğu’nun her türlü zenginlikleri ve bu zenginlikleri efsanevi bir şekilde anlatmaları olmuştur. Roma ikiye ayrıldıktan sonra Doğu Roma yani Bizans İmparatorluğu aynı ideali gütmüştür. Fakat çoğu zamanda Doğu devletleriyle dostlukları kurmak bir yana yardım almaktan da geri durmamıştır. Mesela Bizans Selçuklu ve Osmanlı ile ne kadar çekişirse çekişsin, çoğu zaman kız alıp-kız vererek akrabalık kurmuşlardır. Ülkelerini ziyaret etmişlerdir. Hatta bu misafirlijlerin 9-10 yıl sürdüğü görülmüştür.
Bizans’taki yani İstanbul’daki Selçuklular’ın bilinen en eski ismi Çaka ya da Çakan Bey'dir. Bizans(İstanbul) kaynaklarında Çakhas şeklinde geçer. Ne zaman ne ve şekilde Kostantiniyye'ye geldiği bilinmez. Başkentte büyüdüğü, sarayda yetiştiği kesindir. Prenses Anna Komnena, onun Homeros'u okuyup anlayacak kadar Rumca öğrendiğini, Bizans savaş taktiklerini ve geleneklerini bildiğini anlatır. Çaka Bey ayrıcalıklarını ve unvanlarını kaybedince, Bizans Devleti’nin başına bela olur. Batı Anadolu'da hem Müslüman Türkler’den hem Rumlar’dan bir ordu ve donanma toplar. İzmir tarafını ve bazı Ege adalarını alıp bir beylik kurar. Bizans Devleti’nden tekrar eski unvan ve ayrıcalıklarını talep eder. Hatta imparatorun oğlu ile kendi kızının evlenmesini talep eder ama bu evlilik gerçekleşmez. Çaka Bey bir kızını da Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıçarslan'a verip onun kayınpederi olur. Birçok maceradan sonra 1095 dolaylarında damadı Kılıçarslan tarafından öldürülür. Küçük devleti ve İstanbul ile ilgili hayalleri de sona erer. Çaka Bey İzmir'in ilk fatihi olarak hatırlanır ama, onu eski bir İstanbullu olarak bilen azdır.
Bizans(İstanbul)’a gelen Selçuklu hanedan mensubu önemli bir isim de Sultan II. Kılıçarslan olmuştur. 1162'de, yanında 1000 kişilik maiyeti ve Musul Atabeği Nureddin Mahmut’un kardeşi Miran ile birlikte Kostantiniyye ye gelmiş ve Danişmedlilere karşı Bizans'la ittifak kurmaya çalışmıştır. Bizans devleti ile Anadolu'nun zapt edilemeyen Türk emirlerine karşı ittifak arayışı! Ziyaretin Bizans kaynaklarında tarifleri etkileyicidir. Bizzat imparator Manuel Komnenos tarafından karşılanan ve ağırlanan sultan için yapılanlar Bizans başkentini bile şaşırtmış ve büyük bir ihtişam ve zenginliğin sergilendiği söylenmiştir. Bizans yazarları sultanın bugünkü Sultanahmet semtinde olan Büyük Saray'da misafir edildiğini bildirir. Işın Demirkent Hoca, sultanın yukarıda anlatılan saraydaki Selçuklu tarzı köşkte misafir edilmiş olabileceğini söyler. Sultan şehirde gezdirilir. Hipodroma götürülür. Hatta yanındakilerden biri Dikilitaş'a tırmanıp hipodrom üzerinde uçabileceğini iddia eder. Taşa tırmanır ve elbisesinin bir paraşüt vazifesi görmesini beklerken yere çakılıp ölür (Son yıllarda bu olay Türklerin ilk uçma denemesi olarak epey popüler olmuştur). Sultanın Ayasofya'ya yapılacak ziyareti ise şiddetli bir deprem nedeniyle iptal edilir.
Bizans(İstanbul)’ta asıl uzun kalan Selçuklu Sultanı ise I. Gıyaseddin Keyhüsrev'dir. Konya tahtını kaybeden sultan, 1196'da Kostantiniyye ye sığınmış ve dokuz yıla yakın burada kalmıştır. Onun Bizans soylularından Mavrozomes'in kızı ile evlendiği ve kayınpederinin kalesi ya da konağında yaşadığı anlatılır. Sultan bu ziyaretinde çok iyi misafir edilir. Kendisine kıymetli hediyeler takdim edilir. 1204'te Haçlılar şehri işgal ettiğinde, sultan da kenti terk etmek zorunda kalmış olmalıdır. Sultanın bu zorunlu sürgününde, oğulları Alaeddin Keykubat ve İzzeddin Keykavus da ona eşlik etmiştir. Şehzadelerin kentin sokaklarında Hacip Zekeriya ile gezdiği bilinmektedir. Hatta bu emir şehzade Alaeddin'e yıllar sonra onu ve kardeşini omuzunda nasıl dolaştırdığını hatırlatacaktır.
Sultan 1205'te Selçuklu tahtına çıkmak üzere ayrıldığında oğulları burada kalmış ve kısa süre sonra lalaları tarafından kaçırılıp babalarının yanına götürülmüşlerdir. Bu iki Selçuklu şehzadesi geleceğin sultanlarıdır. Bu arada Bizans devletinin başkenti Haçlılar tarafından işgal edilmiş, yeni başkent 1204'ten 1261'e kadar İznik olmuştur
Bizans başkentine yapılan en meşhur ziyaret ise Sultan II. İzzeddin Keykavus'un ziyaretidir. Sultan 1256'da yılında çok sayıda Bizans askeri de bulunan bir ordu ile İlhanlılara karşı savaşa kalkışmıştır. Bizans kaynakları kendi üniformaları ile savaşan Selçuklu askerinin İlhanlıları geri çekilmeye mecbur bıraktığını, ama Selçuklu Emiri Arslan Doğmuş'un askerleri ile birlikte İlhanlı saflarına geçmesi üzerine Selçuklular’ın yenildiğini anlatır. Sultan bu olaydan sonra kaçmış ve Bizans topraklarına sığınmıştır. İlhanlı ordusunun Anadolu'dan ayrılması sonrasında, İmparator II. Theodoros Laskaris'in verdiği kuvvetlerle Konya'ya gelip tekrar tahta çıkmıştır. 1262 yılında ise yeni İlhanlı saldırısı karşısında duramayıp Antalya limanından gemilerle bütün ailesi ve adamları ile Haçlılar’dan yeni kurtarılan Bizans başkentine çekilmek zorunda kalmıştır. Burada bir hükümdar gibi karşılanmış ve ağırlanmıştır. Sultan ve beraberindeki emirlerin zengin kenti çok beğendiği, ama devleti ve halkı zayıf bulduğundan söz edilir. Bir süre sonra sığınmacı Selçuklu emirlerinin başkenti ele geçirmek için bir darbe hazırlığında olduğu iddia edilmiş ve sultan Enez’e sürülmüştür. Emirlerin bir kısmı ve hizmetkarları ile vaftiz olmaya zorlanmış, sonrasında onlar da şehirden çıkarılmıştır. Buradan Kırım’a geçen sultan ölünceye kadar Kırım’da kalmıştır.
Sultan şehirden ayrıldığında annesi ve eşinin kentte kaldığı bilinir. Onlar eski Bizans vatandaşları idi. Sultanın çok küçük olan iki oğlu da Kostantiniyye'de kalır. Onların kentteki soyu "Sultanos" ve "Melikidis" aileleri olarak, varlığını Osmanlı dönemine kadar devam ettirir. Bu ailelerin Balkanlar’daki malvarlığı Sultan Murat döneminde tartışma yaratmış, ancak Osmanlı Padişah’ının izni ile mülklerini korumayı başarmışlardır.
Sonuç olarak; tarihte devletler arasında düşmanlıklar ve barış dönemleri devamlılık bir yana hükümdarın veya milletinin siyasi menfaatler gereği kısa ve uzun sürmüştür demek daha doğrudur.