KÜLLİYEN YALAN, İFTİRA VE BUHTAN!... ( 5 )
2002 Milletvekilliği seçimlerine gidilirken, Mehmed Beyazıd, Arif Ahmed Kardeş’ler ters düşmüşlerdi. Arif Ahmed, Anayasa gereği seçim dönemi, kısa dönem Bakanlık uğuruna, vesâyet’cilerin esiri olmuştu, Recep Tayyip Erdoğan’ın parti kuruculuğu da’vetine icabet etmedi. Hüsameddin Cindoruk’un telkiniyle, Mes’ud Yılmaz ile birlikte siyâset yapmayı tercih etti.
Diğer taraftan, Ağabey’i Mehmed Beyazıt, Recep Tayyip Erdoğan’ın parti kuruculuğu ve adaylık teklifini kabul ederek, bir başka safta yerini aldı.
Elbette vakti ve imkânı olan her Türk vatandaşı’nın siyâset yapma ve istediği bir partide siyâset yapma hakkı vardır.
Merhum, Beyağabey, Kemal Kacar, 1957’den i’tibaren siyâsetle alakadar olmaya başlamış, 1965 yılında ise, fi’i’len siyâsetin içine dahil olmuştur. 1965-1969,1969-1973 yılları arasında iki dönem Kütahya Milletvekili, 1977-1980 yılları arasında bir dönem İstanbul Milletvekili olarak Parlamento’da bulunmuş, uzun yılar Avrupa Konseyi Türk Grubunda Türkiye’yi temsil etmişti.
Kemal Kacar uzun yıllar siyâset’in içinde olmasına rağmen, hiçbir zaman ve hiçbir şekilde, Câmia ve Cemaati’mizi, siyâsete alet etmemiş, siyâsete bulaştırmamıştır. Her fırsatta ve her seçim döneminde, bizlere: Benim Adalet Partisinde siyâset yapmış olmam, sizlerin illâ bu Parti’ye rey vermenizi gerektirmez. Bulunduğunuz illerdeki, partilere, milletvekili ve Belediye reisi namzedi olanlara bakınız, perdenin arkasına geçtiğinizde vicdanınızın sesini dinleyin, ona göre de reyinizi kullanın,” derdi.
Hakkını teslim edelim, Mehmed Beyazıd, Ak Parti’nin kurucularının aralarına katıldı, 22. ve 23. Dönem İstanbul Milletvekili olarak Parlamento’da vazife yaptı. Bir dönem da Avrupa Konseyi Parlamento’sunda Türk Grubunda görev aldı. Mehmed Beyazıd, ne seçim propagandası sırasında ve ne de Parlamento’da bulunduğu yıllarda, ne dede’sini, ne ailesini ve ne de Câmia ve Cemaatimizi siyasete alet etti. Ona i’tibar edip, kurucu üyeliğe, bi’lâhere Milletvekilliğine da’vet eden Siyâsî İrade’nin kendisine niçin i’tibar ettiğinin şuurundaydı. Bu bakımdan ne kendisi ve ne de, Siyâsî irade, O Mübârek, O zât’ın talebe ve müntesiplerini istismar etmediler, siyâsete âlet etmediler.
Arif Ahmed, rivayetlere bakılırsa, Recep Tayyip Erdoğan’ın beraber siyâset yapma teklifini reddetti. Hamûlesi, 4+4+4 gibi, İmam-Hatip mektep’lerinin ortadan kaldırılması, Kur’ân Kurs’larını bütünüyle tamamen kapatılmasına müncer tatbikat sebebiyle, nefretle dolu, Siyâsî bir mevta haline gelmiş, Mes’ud Yılmaz ile birlikte, artık, Tabela Partisi haline gelmiş Anavatan Partisinde siyâsete soyundu.
2002 Seçim’leri propaganda döneminde, Arif Ahmed Türkiye’nin bütün bölgelerindeki talebe, hoca, müntesip, ahibbâ, ihvan ve ahavâtı seferber etti. Otobüs’lerle, (bindirilmiş kuvvetler olarak) kendi husûsî vasıta’larıyla, Mes’ud Yılmasz’ın miting tertip ettiği, İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Bursa, Konya gibi büyük şehirlere sevk’edildiler.( sun’î kalabalıklar)... Siyaset, hayal ve faraziye( varsayım), götürmez. Arif Ahmed, hayal aleminde ve faraziye’lerle Mes’ud Yılmaz’a, “Bizim, Câmia ve cemaat olarak, en az % 10 Anavatan Partisinin de % 20 nisbetinde rey alabilir, böylece biz Parlamentoya çok güçlü bir grup, hatta iktidar partisi olabiliriz,” diyordu. Bu hususta Mes’ud Yılmaz’ı da inandırmıştı. O da hep yüksek perde’den konuşuyor, iktidar adayı olduklarını iddia ediyordu. Hayaler, faraziyeler başka, hakîkat başkaydı.
Seçimler yapıldı, akkoyun, karakoyun belli oldu. Aziz Türk Milleti, her zaman olduğu gibi basiretini gösterdi, bütün partileri, pek tabi’î,ki, Arif Ahmed’in partisi, Anavatan Partisi de dahil, bütün partileri tasfiye etti, Ümidvar olan, Yerli ve Millî bir Parti’yi tek başına iktidar’a taşıdı.
Hazindir, siyâsete çok hevesli, bütün hayatını siyasete göre tanzim eden, Arif Ahmed bütün çabalarına, koskoca bir Câmia ve Cemaati arkasında sürüklemesine rağmen siyâsî hayatı çok kısa sürmüş, arkasına takıldığı, Mes’ud Yılmaz ile birlikte birer siyâsî mevta haline geldiler, kendileriyle birlikte Parti’leri de Siyâsî partiler tarihinin çöplüğüne atıldı.
Siyâsete hevesli olmayan, Dede’sinin, ailesi’nin hatıratına hürmeten siyasete da’vet edilen ve kabul eden, Mehmed Beyazıd, iki dönem, 22. ve 23. Dönem İstanbul Milletvekili, olarak Parlamento’da bulundu, daha sonra da oğlu, Süleyman Fatih Denizolgun da bir dönem, İstanbul’dan Milletvekili seçildi.
Arif Ahmed, At çiftliği olan, Atçılıktan anlayan, yarış atçılığıyla yakından alakadar olan birisi olmasına rağmen, seçimlerde, yanlış ata oynamıştı. Üstad’ın meşhur ta’biriyle “Bize gerici diyen, bu katır soyundan olanlardır,” Ne yazık, Arif Ahmed, “Katır soyundan” at’a oynamıştı, Atı da kendisi de kaybetmişti.