KÜLLİYEN YALAN, İFTİRA VE BUHTAN!... ( 4 )
O devir’de, Arif Ahmed Denizolgun’a yakın duranların ifade ve anlatımlarına bakılırsa, Feriha Ferhan Sultan Abla, hastahane’ye yatırılırken sahte hüvviyyet beyanı, vefatında, sahte hüvviyyetle, sahte defin izni( gömü izni) tanzim edilmesi, tamamen, Arif Ahmed’in, paranoyak halinin bir tezahürü idi.
Süleyman Efendi Hazret’lerinin küçük Kızı, Feriha Ferhan- Seyyid Hüseyin Kâmil Denizolgun çifti’nin ikisi erkek biri kız üç evladı vardı. 1955 doğumlu, Mehmed Beyazıd Denizolgun,1956 doğumlu, Arif Ahmed Denizolgun, 1958 doğumlu, Ayşe Gülderen Kuriş...
Süleyman Efgendi Hazret’leri’ini büyük Kızı, Hadîce Bedîa- Kemal Kacar Çifti’nin, li’hikmetin çocukları olmadı.
Feriha Ferhan Sultan Abla İle, Hadîce Bedîa Sultan Abla arasında yedi yaş fark vardı. Bu bakımdan, Feriha Ferhan Abla, aile’nin küçüğü olarak, şımarma haklarını sonuna kadar kullanmıştı. Hazreti Üstaz’ımızın en çileli yıllarında, Ablası, Hadîce Bedîa Kacar’ın, eniştesi, enişteden çok Ağabey olarak gördüğü, Kemal Kacar’ın yanlarında mürefaah bir çocukluk geçirmişti. Evlendikten ve çocukları doğduktan sonra da, çocukları, başta, Hazreti Üstaz’ımız olmak üzere, Valide Sultanımız, Hafîze Tunahan, Hadîce Bedîa Kacar ve Kemal Kacar, Aile’nin bütün ferd’leri tarafından, “ elbebek, gülbebek,” büyütüldüler. Bütün şımarıklıklarına rağmen, bütün istekleri, hayalleri, hatta, hayal ötesi talepleri karşılandı.Çocuklar, Merhum, Kemal Kacar Beyağabey’e “ Dayı,” diye hitap ederlerdi. Hazreti Üstazımız, 16 Eylül 1959’da, ebediyyete intikal buyurduğunda, Mehmed Beyazıd 4 yaşında, Arif Ahmed 3 yaşında, Ayşe Gülderen,1 yaşında bulunuyordu.06.06.1965 tarihinde Valide Sultan, Hafîze Tunahan ebediyyete intikal ettiğinde, Mehmed Beyazıd, 10, Arif Ahmed 9, Ayşe Gülderen,7 yaşında bulunuyordu.Bu tarihten sonra, Hadîce Bedîa Sultan Abla,hem abla, hem teyze, hem büyük anna oldu. Kemal Beyağabey ise, ağabey, dayı, baba, büyük baba oldu. Mehmed ve Ahmed kardeşler, Türkiye’nin ve dünya’nın en eyi mekteplerinde ortaöğrenim ve yüksek öğrenimlerini tamamladılar, iş insanı oldular, siyasete atıldılar.
Arif Ahmed, siyâsete çok istekli ve aceleci idi. Tecrübeli ve Müdebbir bir siyaset adamı olan, Merhum, Kemalbey Ağabey, siyâset için, erken olduğunu, iş hayatında, idare-i maslahatta tecrübe kazanması gerektiğini, tecrübesi olmadığı için, kurt politikacı’ların, avdetî (dönme) sebatayist, vesâyet taraftarlarının kendisini kullanabileceklerini, kendileriyle birlikte “ihânet-i Vataniyye’”ye kadar bir derekeye sürükleyebileceklerini ifade etmişti. Buna rağmen, Arif Ahmed Validesini de arkasına alarak, Beyağabey’in şiddetli muhalefetine ardırış etmeden, siyâsete atıldı. Önce, devrin Doğruyol Partisi’nin kapısını çaldı. Devrin Doğruyol Partisi’nin Genel Başkanı, Tansu Çiller’e, “ Antalya’dan listebaşı yapılması halinde, en az dört milletvekilliği kazanabilinecek kadard rey potansiyeli olduğunu söyledi. Tansu Çiller,” Arif Ahmed Bey, Madem, Antalya’da dört milletvekilliği kazanılabilinecek kadar rey potansiyeliniz var. Öyleyse, Sizi, Listede dördüncü olarak gösterelim, Listeyi de sürüklemiş olursunuz,” dedi. Arif Ahmed tabi’îki, kabul etmedi. Milletvekiliği için Seçim Kurullarına müracaat’ın son günüydü. Durumdan haberder edilen Recep Tayyip Erdoğan, Özel bir Uçak kiralayarak, Arif Ahmed’i Antalya’ya uçurdu. Antalya teşkilatına da bütün hazırlıklar için ta’limat verildi. Müracaat’ın son günü ve son dakikalarında, Arif Ahmed devrin Refah Partisi’nden, Listebaşı olarak, Antalya’dan aday gösterildi. Arif Ahmed, aday gösterildğinde, Antalya genelinde bir önceki seçim’de Refah Partisi’nin rey’i dörtbin civarında idi. Seçimlerde, Refah Partisi’nin rey’leri ciddî nisbette yükselmiş 200 civarında daha rey alabilseydi, Antalya’dan ikinci milletvekilliğini kazanacaktı. 20. Dönem, Antalya’dan Refah Partisi Milletvekili olarak Parlamento’ya giren, Arif Ahmed bir müddet sonra, Partisi’nden istifa ederek bağımsız Milletvekili olarak vazifesine devem etti. 30 Haziran 1977- 11 Ocak 1999 tarihleri arasındaki, Mes’ud Yılmaz Başkanlığı’nda kurulan Anavatan,Demokratik Sol ve Demokrat Türkiye Parti’lerinin kurduğu koalisyon Hükûmetinde Bağımsız olarak, 0004.08 1998-11.01 1999 tarihleri arasında Anayasa Gereği, seçimlere gidilirken, seçim hükûmetinde Ulaştırma Bakanlığı yaptı.Bakanlığa, Demokrat Türkiye Partisi kontenjanından getirildiği için. Devrin Demokrat Türkiye Partisi, Genel Başkanı, aslında, bir Girit yahudisi olan, Çölaşanglerin dayıoğlu, Avdetî, Hüsameddin Cindoruk, Kendisi için, “ Cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak, bir Şeyh’in Torunu’nu, Cumhuriyet Hükûmeti’nin bir üyesi oldu, Bakan ta’yin edildi,” demişti...
Merhum, Kemal Kacar Beyağabey, Arif Ahmed’in kısa dönem seçim hükûmetinde Bakan olmasına karşı çıkmıştı. Bu kısa dönem’de siyâsî tecrübesi de olmadığına göre, bürokratların da reaksiyonları ilave eedilince, Bakanlık bünyesindeki muvaffakıyyetler başkasına, başarısızlıklar kendisine yüklenecekti.Hatta, Mes’ud Yılmaz’a bizzat haber göndererek, rızasının bulunmadığını ifade etmişti.
Merhum, Beyağabey’in kerameti değil, ama, basireti, öngörüsü ne yazık, tahakkuk etmiş, Arif Ahmed, bu kısa dönem Bakanlığı’n bedelini çok ağğır ödemiş, vesâyetçiler, her devirde vesâyetçilerin önde gelenlerinden, Girid Yahudisi, Avdetî, Hüsameddin Cindoruk, elini kolunu bağlamış, esir almıştır. Asr’ın siyâsetini, yaşadığı dönemini siyâsetini iyi okuyamayan birisinin ne kendisine, ne Câmia ve Cemaatiune ve ne de İslâm’a hizmeti dokunur.
Arif Ahmed’in medyun-u Şükranı olduğu bu kimselere ödemesi gereken bedeller, vefatıyla bitmemiş, varisi durumunda olanlar da bedel ödemeye devam ediyorlar.
Fısıltı Gazetelerinea aksettiğine göre, Avdetî Hüsameddin Cindoruk, hastalanmış, sahip oldukları Hastahane’nin mu’tena bir aktı kendisine tahsis edilmiş, Husûsî hekimler, hemşireler ve yardımcı elemanlar tahsis edilmiştir. Kim bilir, daha sırada ödenmesi gereken ne ağır bedeller vardır?!...