Kıymetli Hakan Mokan’ın kaleme aldığı bu kitap aslında bir polisiye ancak polisiyenin yanında bizleri dinler tarihine götürüyor ve özellikle tüm tek tanrılı dinlerden önce var olduğu söylenen bir dine. Kitabın polisiye kurgusunda hem Hristiyan bir din adamı hem de Müslüman bir din adamı öldürülür. Ancak sadece Hristiyan ve Müslüman mezhebine ait bu iki din adamının öldürülmesi bu polisiyenin bir sonu değildir, tam tersine bir başlangıcıdır. İşin içinde asıl hedef Hristiyanlık ya da Müslümanlık değildir, olayın arka tarafı bu iki dinden de çok öncesine uzanan, tek tanrılı dinlerden önce yer alan Mithraizm dinine gidecektir.
Ayrıca hem öldürülen din adamlarında hem de bunları öldüren katillerde çeşitli dövmeler vardır ve bu dövmeler ilgi çekici noktalarda birleşecektir. Tüm cinayet sebepleri çözülüp, kitabın sonuna geldiğinizde ise inanılmaz bir sonla karşılaşacaksınız.
Ve bu kitap sayesinde belki de bu zamana kadar hiç duymadığınız bilgilere ve olaylara tanıklık edeceksiniz, bu bilgi ve olaylar ise eğer biraz meraklıysanız size araştırmanız gereken birçok konu sunacak.
Neler mi bu konular? Yaklaşık 6000 yıl öncesine uzanan Sümerlerin yazıtlarından “Evrenin Kanunları” kitabı ve yazmış oldukları kitabeler, Sümer mitolojisi, Roma’nın büyümek için halkı Hristiyanlık dininde birleştirme taktikleri, Marcus Aurelius’un Hristiyanlık’taki rolü, Mithraizm, Güneş Tanrısı Sol Invictus, Mithra, Mezopotamya’nın bu dinlerdeki önemi, Türkiye’de bulunan Mithra tapınakları, özellikle Gaziantep Dülük’te keşfedilen bir Mithra tapınağı, Tarsus’un buradaki konumu, Hatay’da kurulan ilk Hristiyan kilisesi, Vasta rahibeleri, Magna Mater taşı, Ebionitler, Keltler, ilk Hristiyanlık ve Pavlus sonrası yayılan Hristiyanlık. İşte kitaptaki cinayetler serisini okurken ve cinayetler bir bir çözülüp kitabın sonuna gelirken tüm bu konular üzerine sizlerde merak uyandıracak esrarengiz bilgiler bulacaksınız.
Kitapta ayrıca Selinus Muharebesi, Cronuium Muharebesi, Stilo Muharebesi, Beth Horon Savaşı gibi tarihte bilinen önemli savaşlara da değinilmiş.
Kaleminize sağlık kıymetli Hakan Mokan. Her zaman söylerim sadece katil-dedektif ya da katil-komiser polisiyelerini çok sevemiyorum ancak polisiye kurgusunun yanında bana ekstra bir dönemi veya bir tarihi anlatıyorsa işte o polisiye benim için vazgeçilmez oluyor. Karşılaştırma yapmak aslında iyi bir şey değildir ve herkes kendi özelinde ayrı değerlerdir ancak Sn. Hakan Mokan’ın bu kitabı bana Dan Brown’ın Robert Langdon serisini anımsattı. Belki Hakan Bey de bu kitabın devamını, çeşitli kurgularla başka dinlerin tarihini ve yayılmalarını anlatarak seri olarak devam ettirir. Romanın içi inanılmaz bilgilerle dolu, sizi araştırmaya götürecek birçok olaya sahip.
Hindistan, İran, Anadolu ve oradan da Roma’ya yayılan bir din, Mithraizm. Gerçekten de hâlâ bu dinin savunucuları ve Evrenin Kanunları kitabı bir yerlerde varsa? Bu kitabı şu an bulmaya çalışan ilk Mithra dinine bağlı bir cemiyet hâlâ varsa? Kendinizi bu kurguya kaptırmakla kalmayacaksınız, kitaptan sonra birçok araştırmaya yöneleceksiniz. Kesinlikle tavsiyemdir.
“Yenilmez Güneş ve Çocukları” romanı, bilinmeyeni keşfetmeye ve ortaya çıkarmaya kendini adamış, iddialı bir roman.
Kitap incelemesinden sonra da hem bu kitap sayesinde öğrendiklerim hem de bu kitap sonrasında merak edip başka kaynaklardan da yaptığım araştırmalar sayesinde biraz da Mithraizm, Mithra, Sol Invictus ve Ebionitler’den bahsetmek istiyorum.
Mithraizm, Mithra ve Sol Invictus
Mithras kültü, Hristiyanlığın kültürel tarihi açısından çok önemlidir. Mithra dininin temelleri insanların kaosa ve karamsarlığa düştüğü bir döneme gelir. M.Ö. dönemlerde insanlık bir kaostaydı ve kurtuluşu Helenistik dönem ya da doğu dinlerinde bulamamışlardı. Ve o dönem insanlık bir kurtarıcı bekliyordu. İşte Mithraizm dininin temelleri böyle bir karamsarlık ortamında mantık üstü bir kurtarıcıyı beklerken atıldı.
Mithras ayinleri çok gizli yapılırken, çok da zorlu aşamaları varmış. Mithra bu dinin bir tanrısı asla değildi, o bir kurtarıcıydı. Kötülüğe karşı “Güneş” adına savaşarak, onu mağlup etmiş, bir dönemi kapatarak yeni bir dönem açmış ve tanrısı Sol Invictus’un yanına gitmiştir. Yani dinin adı Mithraizm, tanrı Sol Invictus (Güneş Tanrısı) ve tanrısı adına eylemi gerçekleştiren de Mithra’dır.
Mithra için yılda iki kez ayin yapılırdı, ilki temmuz ayının 16’sında ve bu ayinde Mithra’nın kötülük karşısındaki mağlubiyeti için ağıtlar yakılırdı. Yılın ikinci ayini ise aralık ayının 25’inde yani Hristiyanlarda Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilen günde yapılırdı ve bu ayin bir hafta sürerdi, yine tıpkı Hristiyanların Christmas kutlaması gibi ve bu ayinde kutlama olmasının nedeni ise Mithra’nın kötü ile savaştan zaferle ayrılması ve karanlığın yeryüzünü terk edecek, doğanın canlanacak olmasıdır.
Mithraizm’in temel sembolü olan Mithra’nın boğa öldürme sahnesinin çok sayıda mitolojik, teolojik ve astrolojik semboller içerdiği anlaşılmaktadır. Öncelikle Mithra güçlü ve vahşi bir boğaya hükmederek, tanrısal gücünü ve doğaya hâkimiyetini göstermektedir. Hatta Zoroaster’in kutsal kitabı Avesta’ya göre de Mithras iyiliğin tanrısı, en yüce güç olan Ahuramazda'nın yeryüzündeki temsilcisidir ve kötülük tanrısı olan Ahriman’ın karşısında yer alır.
Mithras, Roma İmparatorluğu’nun ezoterik ve gizem inancıdır. Bu din Roma döneminde yaygınlığının zirvesine ulaşmıştır. Mithras, Yunan dünyasında güneş tanrısı Helios ve Roma’da Sol Invictus (Yenilmez Güneş) ile özdeşleştirilmiştir. O yüzden de Latin dilinde anlamı Yenilmez Güneş Tanrısı olan Sol Invictus, eski Romalıların “Güneş”i tanrı-insan olarak kişileştirdikleri bir kavramdır.
Ebionitler Namıdiğer Fakirler
Son olarak da fakirler olarak da bilinen, Ebionitler’den yani ilk Hristiyan topluluklarından birisi olan Yahudi kökenli zümreden bahsetmek istiyorum. Sözcük olarak İbranicede “fakir,yoksul” gibi anlamlara gelen “ebyon” kelimesinden gelmektedir. Onlara göre şu an bilinen Hristiyanlık, İsa’nın ölümünden sonra, Roma için çalışan ve Roma imparatorları tarafından desteklenen Pavlus’un yaydığı bir dindir; İsa’nın gerçek yolu değildir. Ve yine Ebionitler, mevcut İncil’in de Pavlus’un öğrencisi Luke tarafından yazılan ve Roma İmparatoru Konstantin tarafından tüm dünyaya sunulan ve İznik konsülünde kabul edilen metinler olduğunu savunurlar. Ebionitler ise İsa mesih öldükten sonra, kardeşi Yakup’u takip etmişlerdir. Yakup’un ölümünden de Pavlus sorumludur.
Ebionitleri, İsa mesih öldükten sonra Pavlus’un yaydığı Hristiyanlıktan ayıran en önemli özellikler ise, onlar Hz. İsa’nın sadece Hz. Musa gibi Allah’ın bir elçisi yani bir peygamberi olduğuna inanırlar, İsa’nın yeni bir din getirmek için gelmediğine ve Musa’nın dinini tekrar düzeltmeye, yani revize etmeye geldiğine inanırlar.