Ülkemizde “Terörsüz Türkiye” süreci bağlamında İmralı’dan PKK terör örgütüne yapılan silah bırakma çağrılarının olası sonuçları değerlendirilirken, Suriye Arap Cumhuriyeti yönetiminden yapılan bir açıklama, “PKK uzantısı YPG/SDG’nin Suriye Arap Cumhuriyeti kurumlarına eklemlenmesini öngören, Suriye’nin toprak bütünlüğünü onaylayan, bölünmesini, Suriye toplumunun bileşenleri arasındaki anlaşmazlık çıkarma girişimlerini reddeden ve Suriyelilerin köylerine kasabalarına dönmelerini garantileyen,” bir anlaşma imzalandığını duyuruyordu.
Suriye’de yönetime el koyduğu ilk günlerden itibaren, Ahmet eş Şara’nın geçmişi sorgulanmaya ve ülke genelinde bir kontrol sağlayıp sağlayamayacağı konuşulmaya başlanmıştı.
MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suriye’yi ziyaretlerinden televizyon ekranlarına yansıyan görüntüler mutluluk tablolarıydı; Suriye’de huzurlu bir dönemin başladığını müjdeliyordu. “Suriye’de, Türkiye kontrolünde gerçek bir bahar mevsimi başlıyor” değerlendirmeleri de yapılıyordu.
Fakat çok geçmeden, temenniler ile arzu ve isteklerin sahadaki gerçeklerle uyuşmadığı su yüzüne çıkmaya başladı. seçimsiz bir şekilde Suriye yönetimine el koyan Ahmet eş Şara’nın “Suriye Arap Cumhuriyeti Geçici Cumhurbaşkanı” sıfatıyla ilk ziyaretlerini Arap ülkelerine yapması, Türkiye’ye yapması beklenen ziyareti geciktirmesi bazı soru işaretlerinin gündeme gelmesine neden olmuştu.
Önce, “Suriye’de Alevi katliamı başladı” haberlerinin arka planındaki gerçekleri görmeye çalıştık. “Alevi katliamı” kamuflajı altında Suriye Türkmenlerinin hedef alındığı şeklindeki değerlendirmeler çok can sıkıcıydı. Çünkü bu gibi haberler, bize işgal döneminde Irak’ın kuzey bölgelerinde, özellikle de Kerkük ve Musul’da, demografik değişim sağlamak amacıyla Türkmenleri hedef alan baskıları ve saldırıları anımsatıyordu.
Her safhasında çok dikkatli olmamız gereken bir süreç yaşamaktayız.
YPG/SDG SURİYE ORDUSUNA KATILIYOR
Ülkemizde “Terörsüz Türkiye” süreci bağlamında İmralı’dan PKK terör örgütüne yapılan silah bırakma çağrılarının olası sonuçları değerlendirilirken, Suriye Arap Cumhuriyeti yönetiminden yapılan bir açıklama, “PKK uzantısı YPG/SDG’nin Suriye Arap Cumhuriyeti kurumlarına eklemlenmesini öngören, Suriye’nin toprak bütünlüğünü onaylayan, bölünmesini, Suriye toplumunun bileşenleri arasındaki anlaşmazlık çıkarma girişimlerini reddeden ve Suriyelilerin köylerine kasabalarına dönmelerini garantileyen, ” bir anlaşma imzalandığını duyuruyordu.
8 madde olduğu bildirilen anlaşmanın altında Heyet Tahrir Şam’ın eski Başkanı, Suriye Arap Cumhuriyeti Geçici Cumhurbaşkanı Ahmet eş Şara ile YPG/SDG’nin Başkanı Ferhat Abdi Şahin’in (Mazlum Kobani) imzaları vardı.
Anlaşmada her ne kadar Suriye’nin toprak bütünlüğünden söz ediliyorsa da, ABD’nin, parçalanmışlığı hukukileşmiş Irak’ın kuzey bölgesi ile, büyük bir bölümü İsrail’in kontrolü altına girmiş olan bir Suriye’nin kuzey bölgesi üzerinden Akdeniz’e uzanan “Büyük Kürdistan” görünümlü bir “Büyük İsrail” oluşturma çabalarından vazgeçtiği söylenebilir mi?
Bütün bunları dikkate aldığımızda, YPG’SDG’nin Suriye ordusuna katılması haberinin ülkemizde başlatılan “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilişkili olarak, “İmralı çağırısı YPG/SDG’yi kapsıyor mu?” sorusunun tartışıldığı bir süreçte gündeme gelmesi, çok dikkatle izlememiz gereken bir gelişmedir.
Biz, İmralı çağrısının, PKK uzantısı YPG/SDG’yi kapsayıp kapsamadığını tartışırken, PKK’nın devamı olan bir terör örgütünün Suriye ordusuna eklemlenmesini nasıl değerlendirmeliyiz?
ANLAŞMANIN HEDEFİ NE?
Bu hamlenin gerçek amacı çok önemlidir. Seçimsiz bir yöntemle Suriye yönetimine el koyan Heyet Tahrir Şam eski Başkanı Muhammet Colani, Suriye Arap Cumhuriyeti Geçici Cumhurbaşkanı Ahmet eş Şara’nın YPG/SDG’yi Suriye ordusuna eklemlemesi, bu örgütün teslim olması mı, yoksa terör örgütleri listesinden çıkarılmasını sağlama yönünde atılmış stratejik bir adımdır?
“Astana Süreci”nin gündeme gelmesinden itibaren, ABD tarafından onbinlerce TIR dolusu silahla donatılan, eğitilip ordulaştırılan YPG/SDG Suriye ordusuna mı katıldı, yoksa komuta kadroları tamamen yok olan Suriye ordusu YPG/SDG’nin kontrolüne mi girmiş oldu?
“Anlaşmayla Suriye’nin, 2012’de bu yana, rejim ile PKK uzantısı YPG/SDG arasındaki bölünmüşlüğü son bulacak. Suriye 2011 dönemi üniter kimliğine geri dönecek” deniliyor. ABD’nin Rakka, Haseke Deir ve El Zor’daki üslerini Ürdün’deki üslere taşımaya hazırlandığı konuşuluyor. Bunun gerçek mi, bir algı operasyonu mu olduğu yakın zamanda belli olacaktır.
YPG/SDG’nin özerklik iddiasından vazgeçmesinde, harici militanların ülke dışına çıkarılmasında, tüm yapının feshedilmesinde, silahların, gümrük, doğalgaz ve petrol alanlarının yönetime teslim edilmesinde Türkiye’nin, karadan ve havadan uyguladığı ablukanın, DEAŞ konusunda yüklendiği misyonun ve izlediği diplomasinin ne ölçüde etkili olduğu gelişmelerin devamında net olarak anlaşılacaktır.
ŞARA- ŞAHİN ANLAŞMASININ ÖNEMİ
Suriye Arap Cumhuriyeti Başkanı Ahmet eş Şara ile YPG/SDG Başkanı Ferhat Abdi Şahin’in imzaladığı bu anlaşmayla, terör örgütü PKK’nın devamı olan YPG/SDG, “TERÖR ÖRGÜTLERİ” listesinden çıkarılmış, Suriye ordusunun bir kanadı olmuştur. Dolaysıyla, “İmralı çağrısının YPG/SDG’yi de kapsayıp kapsamadığı” yönündeki tartışmalar da noktalanmış oluyor.
“Suriye Arap Cumhuriyeti Geçici Cumhurbaşkanı Ahmet eş Şara, bölgenin kaderini etkileyebilecek böylesi önemli operasyonlar yapabilecek güçte bir siyasi aktör müdür?” sorusu akla gelebilir. Bu çok önemi sorunun yanıtını Ahmet eş Şara’nın biyografisinde bulabiliriz.
Suriye’de yaşanan gelişmelerin arka planındaki aktörleri, çatışmaları görebilmek açısından, Ahmet eş Şara’yı İblib’ten alarak, Hama, Humus üzerinden hiçbir direnişle karşılaşmadan Şam’a ulaştıran gücün kimliğini bilmek gerekir.
“Terörsüz Türkiye” süreci paralelinde Suriye’de yaşanan ve yaşanacak gelişmeler bölgemizin geleceğini şekillendirmeyi hedefleyen gelişmelerdir. Bu gelişmelerin arka planında, “küresel” lider olmayı hedefleyen küresel güçlerin mücadelesi yaşanmaktadır.
GELİŞMELERE İLGİSİZ KALMAMIZ MÜMKÜN DEĞİLDİR.
“Suriye’de Aleviler katlediliyor” haberleri de, düne kadar “Terörist Örgütler” listesinde olan PKK uzantısı YPG/SDG’nin Suriye Arap Cumhuriyeti ordusuna eklemlendiğine ilişin haberler de çok dikkatle izlememiz gereken gelişmelerdir.
“Suriye’de Aleviler katlediliyor” haberlerini, “ülkenin demografik yapısını değiştirmeyi hedefleyen Türkmenlere yönelik bir operasyon” olarak değerlendirenler, bu girişimi Irak’ın işgalinin ilk günlerinde Kerkük ve Musul’da yaşananlarla ilişkilendiriyorlar. Bu ilişkilendirme ABD’nin yıllardır oluşturmayı hedeflediği Irak ve Suriye’nin kuzey bölümlerinden Akdeniz’e uzanan, “Büyük Kürdistan” görünümlü “Büyük İsrail” düşüyle yakından ilgilidir.
Güney sınırlarımızın hemen ötesinde yaşanmakta olan bu gelişmeler bölgenin geleceği ile yakından ilgilidir. Bir bölge ülkesi olarak, yaşanan bu gelişmelere, sahnelenen oyunlara ilgisiz kalmamız mümkün değildir.
Her şeye rağmen, Suriye’deki büyük oyunu bozabilecek tek ülke, jeostratejik konumu, tarihinin ve kültür coğrafyasının kazandırdığı stratejik derinlik dolasıyla Türkiye’dir. Yeri geldikçe hep belirttiğimiz gibi, bölgemizin geleceğini şekillendirme mücadelesi içinde olan küresel aktörler, bir şekilde Türkiye’nin kapısını çalmak zorundadırlar. Biz de, geleceğe ilişki planlarımızı, bu bölgesel ve küresel gerçeklere göre yapmak zorundayız.