Ole hoca ile kazanma alışkanlığının devam ettirmek isteyen siyah beyazlılar kendi saha ve seyircisinin önünde zor da olsa üç puan almasını bildi.
Beşiktaş'ın özellikle saha dışında yaşadığı problemler ayyuka çıkarken takımı bu gündemden uzak tutup kazanma alışkanlığını sağlamak gerçekten de çok önemliydi. Norveçli hoca ve ekibinin bu konuda yaptıkları takdire şayan iken ilerleyen zamanda takım oyununun daha da güzel görsellerini izleyeceğimize inanıyorum.
Ole hocanın kazanan takımı bozmama istikrarını anlıyorum ancak, bugün ne kadar da iyi olsa Alex tercihinin doğru olmadığını düşünüyorum. Kadroda bu pozisyon için en uygun kişi Amir iken, bir türlü randıman alınamayan Alex ile oyundan çıkana kadar zaman kaybedildiğinin farkına varılması gerekir.
Beşiktaş, hocanın ilk geldiğinde bahsettiği gibi topu ileriye hızla taşımaya başladı ancak, sonuca gitmekte çok zorlanıyor. Özellikle hem Immobile hem de Semih'in bu oyuna cevap verememesi en büyük handikap olsa gerek.
Kenny ile ilgili bir yorum yapmak erken ama teknik olarak yeteneği hayli fazla olduğu ortada.
Sene başından bu yana hep birlikte eleştirdiğimiz Joao Mario'nun son dönemde yükselen yıldız olmasının ardında da Ole hoca ve ekibinin olduğu aşikar. Portekizli oyuncu hem attığı golde hem de oyunda kaldığı süre içinde oldukça başarılıydı.
Beşiktaş çok değerli bir galibiyet almanın yanında hem öz güven tazeliyor hem de inancını kaybeden camianın tekrar heyecan duyması yönünde ilerliyor.
122 yaşına giren Beşiktaş'ın maçlarında sadece futbola odaklanılmasını ve hiçbir gerginlik yaşanmadan oyun oynanmasını da diğer camialar örnek alsınlar diyeceğim ama sarılar köyünün iki bireyi de doğru ve iyi olan hiçbir yerde bulunmadıkları için bu mümkün değil.
Maçın hakemi başarılı gözükse de Emirhan'ın topuğuna basılan pozisyonda sarılardan bir takımın oyuncusu olsaydı bir değil beş tane kırmızı kart verirdi. Şaşırdık mı?