“Varlığımı, dünyaya ispat etmek için çabalamak” diye başlıyor “9.5 Hafta”. Ve okumaya başladığınız andan itibaren kalbinize ve yazarın kalbine odaklanmanızı sağlıyor.

9.5 Hafta Foto

Bu kitap, kalbi fiziksel ve manevi olarak yaralılara merhem olabilecek özellikte. Çünkü yazar bu kitapta size tüm detaylarıyla kalbini açıyor. “9.5 Hafta” İpek Kocaman’ın biyo-drama türünde kaleme aldığı ilk ve “Kahverengi Giyen Adam”, “Deri Maske” gibi romantik kurgu türlerinde yazdığı diğer iki kitaptan sonra kaleme aldığı üçüncü kitabı. Onu farklı kılan sadece biyografik türde bir drama olması değil aynı zamanda yazarın uzun süren bir kalp rahatsızlığından dolayı ölmek üzereyken ani bir ameliyatla kurtulup yeni bir kalp kapakçığına ve yeni bir hayata başlama sürecini ve bu süreçte yaşadığı içsel sorgulamaları, hayatta kalma tutkusunu ve sebebini keşfetmeyi, yaşamla ölüm arasındaki kaçınılmaz dansı ve onu bu noktaya getiren tüm yaşamının gözünün önünden geçişini konu alması. Bir diğer özelliği ise kalp yarasına ve kalp rahatsızlığına hem bilimsel hem de psikolojik ve duygusal açıdan odaklanıyor olması. Yazar, kalbini fiziksel olarak iyileştiren doktorların bilimsel sürecine odaklandıktan sonra kalbindeki manevi süreci, vefat etmiş annesiyle öte alemde yaptığı konuşmalarla ve rüyalarıyla harmanlayarak sunuyor. Okuyucunun da onun kalbini sağ beyin ve sol beyin tarafından incelemesine fırsat tanıyor. Bu kitabın diğer özelliği ise yeni medyaya uyumlu halde ve interaktif olması ve okuyucuya, içindeki QR kodlarıyla kitaptaki şarkılara yönlendirmesi. Yazar, onu daha iyi hissedebilmeniz ve hatta duyabilmeniz için sadece görsel değil işitsel sanatı da kitabına dahil ediyor. Yazar kalp rahatsızlığının tıbbi sebeplerini ve tedavi sürecini anlatırken bilimsel bir dil kullansa da, ruhunun iyileşme sürecini anlatırken oldukça duygusal ve derin psikolojik çözümlemeler içeren akıcı bir dil kullanıyor. Kitapta “Hayatın, hayal edebildiklerinle sınırlı” diye başlayan bölüm “Bulutların üstünde değilim ama tam yere de basmıyorum. Arafındayım dünyanın” diye devam ediyor. Ve bu arafta olma hissinin, iç sesini göz ardı etmeyi çok iyi başaran modern dünya insanında yarattığı kafa karıştırıcılığına iç rahatlatan cümlelerle devam ediyor. Hayat arafta olmak gibi, ama hayatınızın güzel veya kötü olduğuna karar veren de onu iyi veya kötü yapan da sizsiniz. Bu kitap size, hayata fiziksel ve duygusal olarak yeniden tutunan bir insanın hangi bakış açısıyla bu dönüşümü başarabildiğini de gösteriyor ve her birimizin bunu hayatına nasıl uygulamak istediği ise kaderimizi ve sonumuzu belirliyor. Çünkü siz neyi hayal ediyorsanız, hayatınızın da ondan ibaret olacağının altını çiziyor.

Düzce Konuralp Film Festivali basın tanıtım toplantısı Düzce'de yapıldı

Düzce Konuralp Fi̇lm Festi̇vali̇ Foto

Düzce’de ilki gerçekleştirilecek olan 'Düzce Konuralp Film Festivali' (DKFF) basın tanıtım toplantısı, Erol Güngör Kültür Merkezi'nde yapıldı. Festival, 15-18 Mayıs 2025 tarihlerinde Düzce'de gerçekleştirilecek. Düzce Valisi Selçuk Aslan, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Düzce Belediye Başkan Yardımcısı Burak Coşkun ve Düzce Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erdoğan Bıyık basın toplantısına katıldı. Düzce Valiliği, Düzce Üniversitesi, Düzce Belediyesi ve Düzce Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen 1. Düzce Konuralp Film Festivali'ne ulusal basın mecraları, İstanbul ve Ankara çalışanları ile katılım sağlayarak büyük ilgi gösterdi. Düzce Konuralp Film Festivali (DKFF) 15-18 Mayıs 2025 tarihleri arasında Düzce’de gerçekleştirilecek. Düzce Valisi Selçuk Aslan: "İyi olanı sanatla gösterebilmek vizyonumuzdur". Düzce'nin gücünü üretimden, emekten, hizmetten aldığını belirten Düzce Valisi Selçuk Aslan konuşmasında şunlara değindi: "Düzce, hizmet verdiği her faaliyet kolunda ciddi başarılara imza atmış, bu başarılarını taçlandıran dinamik bir şehir. İşinizi iyi yapmak sorumluluğunuzdur. İyi olanı sanatla gösterebilmek ise vizyonumuzdur. Şehrimizin sanat ve kültürle bütünleyici bir değer olacağına inanıyoruz. Düzce Konuralp Film Festivali adını şehrin köklerinden alıyor. Tarihin kökleri sinemayla birleşiyor. Düzce’de ilk defa düzenlenecek bu festival şehrimizi sanatla bir adım daha öteye taşıyacak. Bütün sinema severleri Düzce’ye, bu coşkuya ortak olmaya davet ediyoruz.", Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Genç: "Festival, şehrin değerine değer katacak". Sanatseverleri bir araya getirecek olmanın unutulmaz bir deneyim olduğunu söyleyen Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Genç, şu ifadeleri kullandı: "Düzce’nin sanatsal kimliğini ön plana çıkaracak ve kültürel mirasını geniş kitlelere ulaştıracak olan Konuralp Film Festivali’nin, şehrimizin değerine değer katacak önemli bir etkinlik olacağına inanıyoruz. Doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla eşsiz bir atmosfer sunan Düzce, bu festival aracılığıyla sanatseverleri bir araya getirerek unutulmaz deneyimlere ev sahipliği yapacaktır. Sinemanın büyüsüyle harmanlanacak bu özel buluşma, katılımcılar ve izleyicilere ilham verici anlar yaşatırken, şehrimizin kültürel hayatına da güçlü bir katkı sunacaktır." dedi. Düzce Belediye Başkan Yardımcı Burak Coşkun: "İşin özü sanat", Belediye Başkan Yardımcısı Burak Coşkun festival hakkında da şunları söyledi: "Düzce; övgüye değer coğrafyası, kültürel zenginlikleri ve tarihiyle kadim bir şehir. Düzce Konuralp Film Festivali ile bu kadim şehir, şimdi kapılarını sanatseverlere açıyor. İşin özü sanat diyerek bütün sinema severleri Düzce’ye bekliyoruz." Düzce Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erdoğan Bıyık: "Düzce Konuralp Film Festivali şehrin tanıtımına çok önemli katkılar sağlayacak". Düzce Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erdoğan Bıyık ise konuşmasında şunları söyledi: "Düzce’miz doğası, tarihi, gastronomisi, kültürel yapısı ve stratejik konumu itibariyle mükemmel bir turizm potansiyeline sahip. Düzce Konuralp Film Festivali bu potansiyelin tanıtımına çok önemli katkılar sağlayacak. Düzce Ticaret ve Sanayi Odası olarak bu çalışmanın paydaşı olmaktan, Düzce’nin sanat çalışmaları ile tanıtılmasında rol almaktan kıvanç duyuyoruz. Ceyhan Kandemir: "Ana akım festivallerin gücünde bir yapı". Festival Başkanı Prof. Dr. Ceyhan Kandemir, festivalin  film projeleri için yapım desteği sunulmasının büyük bir motivasyon kaynağı olacağını belirterek, “Bu festivali alternatif ancak ana akım festivallerin gücünde bir yapı olarak düşünüyorum. Valilik; belediye ve üniversite yönetimlerinin buluşabildiği kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektöründe ilgisi ve desteğiyle sinema sektöründe başarılı bir şekilde yerini alacaktır. Genç sinemacılara kendi filmlerini izleyici ile buluşturma olanağının sağlanması; film projeleri için yapım desteği sunulması büyük bir motivasyon kaynağı ve umut verici. Düzce’nin doğası, tarihi ve kültürel yapısından etkilenmemek mümkün değil; bu festivalde bir araya gelecek tüm sinemacılar bu etkiyi güçlendirerek arttırmaya devam edecektir” dedi. Üç kategoride yarışma olacak. Festival düzenleme kurulu yetkilileri şu bilgileri aktardı: "Festivalde 3 ana kategoride yarışma olacak. 'Kurmaca Film', 'Belgesel Film' ve 'Yapım Destek' kategorilerinde dereceye girenlere para ödülleri verilecektir. 'Kurmaca Film' ve 'Belgesel Film' kategorileri birincisine 75.000 TL ödül. Buna göre, 'Kurmaca Film' kategorisi birincisine 75.000 TL, ikincisine 50.000 TL, üçüncüsüne 25.000 TL, 'Belgesel Film' kategorisi birincisine 75.000 TL, ikincisine 50.000 TL, üçüncüsüne 25.000 TL ve 'Yapım Destek' kategorisi birinci projeye 65.000 TL, ikinci projeye 50.000 TL ödül miktarı belirlenmiştir. 'Valilik Özel Ödülü' ise her yıl verilecek bununla birlikte bu yıl belirlenen ödül miktarı 60.000 TL olmuştur. Film salonları ve söyleşiler festival resmi adreslerinden duyurulacak. Film gösterim salonları ve saatleri konusunda önümüzdeki aylarda duyurular yapılacağını ekleyen yetkililer şöyle devam etti: "Jüri üyelerimizle görüşmelerimiz sürüyor. Festivalin amacına uygun ön jüri ve jüri üyelerimizi belirlemek üzereyiz. Diğer yandan Genel Koordinatörümüz Dr. Nurgül Soydaş; festival direktörlerimiz Doç. Dr. Nil Çokluk Doç. Dr. Mesut Aytekin; atölye çalışmaları, ustalık sınıfları, söyleşiler ve paneller konularında çalışmalarına devam ediyor. Festival hakkında tüm duyurular resmi adresimiz http://www.duzcekonuralpfilmfestivali.org.tr/ dan gerçekleşecektir."

BANU YÜKSEL’’İN  DÖRDÜNCÜ  KİTABI ‘’KURUMSAL YILANLAR’’ RAFLARDA

Banu Yüksel Foto

Kurumsal hayatın tanınan danışman ve baş denetçilerinden olan Dr. Banu Yüksel dördüncü kitabı ‘’Kurumsal Yılanlar’’ ile ezberleri bozmaya devam ediyor. İş hayatı içinde çeşitli olumsuz özelliklere sahip olan kimseleri Kurumsal Yılan olarak adlandıran Yüksel, on farklı hikâyeden oluşan bu kitabı yazarak, kurumsal hayatta bu kişiler tarafından mağdur edilen pek çok insanın sesi olmaya aday. Yazar, 2019’dan bu yana Türkiye’de ilk kez yapılan şarkılı kitap projesi ile de adından söz ettirmekte. Okurların kitaplarını içselleştirmesi adına her kitap özelinde yaptığı ve stüdyoda bizzat seslendirdiği şarkılar, müzik listelerinde de üst sıralarda yer almakta. Yeni kitabı Kurumsal Yılanlar için de eğlenceli ritimleri ve nüktedan sözleri ile dikkat çeken ‘’Ah Yılanlar’’ şarkısını besteleyen ve seslendiren yazar, bu single'ı da Purpleandmore Production etiketiyle tüm dijital platformlarda müzikseverlerin beğenisine sundu.  Yazar ayrıca, tüm okur ve müzikseverlere ‘’Bu şarkıyı kızgın, kırgın ve stresli olduğunuz zamanlarda dinlemenizi öneririm. Özellikle oyun havası kısmında kurumsal hayatın tüm olumsuzluklarını protesto etmek için kalkıp oynamanızı da… Çünkü delirmemek için bazen delirmek gerekebilir’’ diyerek nüktedan bir mesaj da vermekte.

FRANK TURNER İlk Kez İstanbul’da

Frank Turner Foto

Folk rock sahnesinin en güçlü isimlerinden Frank Turner, özel bir konser için 16 Mart 2025’te Celtic Irish Pub’da. Bugüne kadar yayınladığı 10 stüdyo albümüyle geniş bir hayran kitlesine ulaşan İngiliz müzisyen, No Man's Land albümüyle büyük ilgi gördü. Sevilen şarkıları The Way I Tend To Be, Recovery ve geçtiğimiz yıl Ted Lasso dizisinde yer alan I Still Believe ile adından söz ettiren Frank Turner, ilk İstanbul konserini Taksim Narmanlı Han’da bulunan Celtic Irish Pub sahnesinde verecek. Özel Konuklar: Peter Aristone – Slovak müzisyen, yazar ve yapımcı olan Peter Aristone, sahnede Turner öncesinde yer alacak. Daha önce Manic Street Preachers’tan James Dean Bradfield ve Spice Girls’ten Melanie C gibi isimlerle çalışan sanatçı, dinleyicilere unutulmaz anlar yaşatacak. Özgün Semerci (Second) – Gecenin açılışını, Türkiye punk rock sahnesinin önemli isimlerinden Second grubunun solisti Özgün Semerci yapacak. A Nightmare on Clawhammer Banjo albümü ve yayımladığı EP’lerle solo kariyerini hızla sürdüren sanatçı, geceye enerjik bir başlangıç yapacak.  %100 MÜZİK’in katkılarıyla gerçekleşecek bu özel konser, 2025’in en önemli etkinliklerinden biri olacak.

Dementor - Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

Dementor Ruh Emi̇ci̇ Foto

Figen Ormancı, ilk romanı “Dementor - Ruh Emici” ile narsizmi merkezine alarak, okuruna farklı bakış açılarıyla farklı okumalar yapabileceği bir anlatı sunuyor. Bir yandan patolojik bir narsistin zirveden düşüşünü gözler önüne seren roman, diğer yandan mağdurların özgürleşme mücadelesini derinlemesine işliyor. Dementor - Ruh Emici adlı ilk romanıyla okurla buluşan Figen Ormancı, son zamanların en çekici, aynı zamanda en sorunlu konularından biri olan narsist kişilik bozukluğunu, aşk, evlilik, arkadaşlık, aile, iş gibi farklı temalar üzerinden ele alıyor. Ormancı, bu romanıyla bir narsistin çevresine ve elbette kendisine verdiği zararı anlatırken, okuyucularını manipülasyonun, narsisizmin ve toplumsal kabullerin arasında sıkışmış bir kadının, Zeynep’in zorlu yolculuğuna da davet ediyor. Yazar, karakterleri aracılığıyla insan ilişkilerinin karmaşıklığını, bireysel özgürlüğün kısıtlanmasını ve toplumsal kabullere karşı verilen mücadeleyi gözler önüne seriyor. Romanın çıkış noktası, günümüzün ideal erkeğinin temsilcisi olan Prof. Dr. Serhat Arıcı. Öyle mükemmel bir adam ki, birinin onun hayatında yer alabilmesi o kişiye bahşedilmiş bir onur! Serhat bunu o kadar doğal yapıyor ki, insanlar büyülenmiş bir şekilde bir uydu gibi onun etrafında dolanmaya razı geliyor. Etrafındakilerin itilmiş ya da gönüllü boyun eğişleri ile giderek cesaretlenen Serhat, empatiden yoksun biri olmasına karşın “mükemmel bir doktor” ve “harika bir eş” rolünü oynamaya cüret ediyor. Ancak Serhat’ın patalojik narsistik kişiliğini sonsuza kadar aynı ustalıkta taşıması ve çevresindeki insanları etkisi altında tutmayı başarması mümkün mü? Figen Ormancı, romanı ile bu sorunun yanıtını arıyor ve okuyucusunu da o cevabı bulmaya davet ediyor. Yazar, Serhat’ın hayatına Zeynep’i dahil ederek iki taraf için de bilindik, öngörülebilir hayatları alt üst ediyor. Öyle ki Serhat’ın manipülasyonları, Zeynep’in duygusal ve fiziksel sağlığını tehdit ederken, karakterin içsel çatışmalarını derinleştiriyor. Ancak Dementor - Ruh Emici romanı aynı zamanda narsisizm ile ilişkili toplumsal güç dinamiklerine dair eleştirisel bir bakış açısı da sunuyor. Bir yönüyle bir “Ruh Emici” olan Serhat’ın adım adım zirveden düşmesini ve yok oluşunu konu edinen roman, diğer yandan Zeynep’in hikayesi ile okuruna bir yeniden doğuş hikayesi armağan ediyor. İnsan psikolojisinin hassas telleri üzerinde ustalıkla dolaşan roman, Zeynep karakteri ile kadınların güç, özgürlük ve kişisel kimlik bulma mücadelesi üzerine de güçlü bir anlatı oluşturuyor. Bu açıdan Dementor-Ruh Emici romanını Zeynep’in, eşi Serhat’ın narsistik manipülasyonlarına karşı kendini keşfetme ve özgürlüğünü kazanma süreci olarak da yorumlamak mümkün. Yazar, bunun kolay bir süreç olmayabileceğini de okuruna gösteriyor. Başlangıçta, entelektüel bir tiyatrocu ve güçlü bir kadın olarak görülen Zeynep, eşi Serhat’ın egemenliği altında yavaşça kendi kimliğinden uzaklaşıyor. Eşi Serhat, kişisel egosunu tatmin etmek için Zeynep’in hayatını kontrol altına alırken, Zeynep yavaş yavaş bir narsistin tuzağına çekiliyor. Romandaki ilişkiler üzerinden kadın figürlerinin toplumsal cinsiyet rollerinin altını çizen yazar, Zeynep’in içinde bulunduğu çıkmazı sorguluyor. Zeynep’in eşiyle ve içsel çatışmalarıyla mücadelesini “küçük gibi görünen büyük olaylar” üzerinden anlatan roman, aynı zamanda okuruna güçlü bir kadın portresi sunuyor. Zeynep’in eşi Serhat’ın egemenliğinden çıkmak ve kendi kimliğini yeniden inşa etmek için önce kalıcı bir travma yaşaması, daha sonra da Serhat’ın diğer kurbanlarıyla birlikte hem içsel hem de yaşamsal bir dönüşüm sürecine girmesi romanın en güçlü mesajlarından biri. Zeynep, hayatını yeniden şekillendirmeye karar verirken, okurları da özgürleşme ve kimliklerini bulma konusunda cesaretlendiriyor. Dementor – Ruh Emici, bir narsist ile yaşamayı ve kurban rolünden kurtulmayı yalın bir dille anlatışı ile okuruna hem keyifli hem de düşündürücü bir okuma keyfi sunuyor.

“KÖSTEBEKGİLLER” FİLMİNİN FRAGMANI YAYINLANDI

Köstebekgi̇ller Fi̇lm Foto

7’den 70’e herkesin severek izlediği “Köstebekgiller” in, yeni sinema filmi “Köstebekgiller Ata Tohumu Muhafızları” nın beklenen fragmanı yayınlandı. Fragman, filmin sinemalarda gösterime gireceği tarihi de müjdeliyor. Yapımcılığını Filmevi Yapım ve Plaza Yapım’ın yaptığı, yönetmenliğini Ekin Pandır’ın üstlendiği “Köstebekgiller Ata Tohumu Muhafızları”, 2 Mayıs'ta sinemalarda gösterime girecek. Filmde; organik ata tohumlarının ihmaller yüzünden yok olması, dünyayı bir gıda krizine doğru sürüklemektedir. Tohumların yok olmasına neden olan kötücül Profesör Ali Cengiz Kapkara’ya (Beyti Engin) karşı Köstebekgiller ve onlara yardım eden Deniz (Beren Gökyıldız) ve kardeşi Arda’nın (Mehmet Aybars Kaya) son ata tohumunu kötücül profesörden geri almak için yola çıktıkları sürükleyici maceraya tanıklık edeceğiz. Oyuncu kadrosunda Beren Gökyıldız, Pınar Altuğ Atacan, Beyti Engin, Mehmet Aybars Kaya, Jennifer Boyner ve Sefo’nun yer aldığı filmde Köstebekgilleri; Pelin Akil (Süslü), Mustafa Oral (Boyo), Lemi Filozof (Kösteban), Yaren Özaydın (Cici) seslendiriyor. Senaryosunu Ömer Pınar, Yaşar Üzer, Resul Ertaş’ın yazdığı, “Köstebekgiller Ata Tohumu Muhafızları”, 2 Mayıs 2025’te vizyonda.