Irak'ın başkenti Bağdat'taki Türk Şehitliği'nde, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi'nin 110. yılı dolayısıyla anma töreni düzenlendi.

Anma törenine Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Anıl Bora İnan, Büyükelçilik personelleri ve Bağdat'taki Türk kurum temsilcileriyle Türkmen toplumunun temsilcileri katıldı.

Burada konuşma yapan İnan, "Türk tarihinin en anlamlı ve ihtişamlı direniş destanı olan Çanakkale Zaferi'nin 110. yıl dönümünü dost ve kardeş Irak'ta idrak etmekten büyük bir mutluluk ve onur duyuyorum. 110 yıl önce Çanakkale'de sergilenen kararlılık milli mücadelenin temelini atmıştır." dedi.

Çanakkale ruhunun sadece bir zaferin sembolü değil, aynı zamanda Türk milletinin savaşta ve barışta ahlaki değerlere bağlılığının ifadesi olduğunu söyleyen İnan, yurdun dört yanından gelen vatan evlatlarının cesaret ve dirayetle dünyaya meydan okuduğu yer olan Çanakkale'nin vatan ve milletin birliği için canlarını feda eden isimsiz kahramanların emaneti olduğunu ifade etti.

Büyükelçi İnan, sözlerine şöyle devam etti:

"Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy ise, Çanakkale'de ve Kurtuluş Savaşı'nda yaşanan destansı mücadeleyi ve Türk milletinin vatan sevgisini, hürriyet ve bağımsızlık tutkusunu bu yıl 104. yıl dönümünü kutladığımız İstiklal Marşımızla ölümsüzleştirmiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ün bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır dediği İstiklal Marşı'nda Türk ulusunun neye inandığını ve uğruna mücadele ettiğini anlatmıştır."

Tören sonrası konuşan İnan, Çanakkale Zaferi ve İstiklal Marşı'nın kabulü gibi iki önemli tarihi, Türkiye tarihi açısından çok önemli ve kritik yer olan Bağdat'ta idrak etmenin ve şehitleri minnet ve rahmetle yad etmenin gururu içerisinde olduklarını söyledi.

Malatya'da boykot çağrılarına tepki amacıyla "markette indirim" uygulaması Malatya'da boykot çağrılarına tepki amacıyla "markette indirim" uygulaması

Çin

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda, Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi İsmail Hakkı Musa ve Pekin Silahlı Kuvvetler Ataşesi Albay Kaan Gülerce konuşma yaptı.

Büyükelçi Musa, Mehmet Akif Ersoy'un, İstiklal Marşı'nı Kurtuluş Savaşı'nın en çetin günlerinde kaleme aldığını belirterek, "Elbette, her milletin istiklalinin timsali olan bir milli marşı mevcuttur. Ancak işgal güçlerine karşı milletin yekvücut bağımsızlık mücadelesi verdiği bir ortamda ve her mısrası gözyaşlarıyla kabul edilen bir başka marş muhtemelen yoktur." diye konuştu.

İstiklal Marşı'nın milletin ve devletin var olma mücadelesi verdiği bir dönemde yalnızca cephedeki askerin zafere olan inancını artırmakla kalmadığını, kısa sürede ulusal bağımsızlık yönündeki azim ve kararlılığın ortak sesi haline geldiğini ifade eden Musa, "Mehmet Akif'in milletine armağan ettiği İstiklal Marşı, bugün yurdun her köşesinde ve dünyada Türk bayrağının dalgalandığı her noktada ilk günkü coşkuyla okunmaktadır." ifadesini kullandı.

Musa, Çanakkale'deki deniz ve akabindeki kara zaferlerinin de İstiklal Harbi'ni ve Cumhuriyet'in kuruluşunu müjdeleyen birer destan olduğunu vurgulayarak, "18 Mart 1915, Türk'ün vatanını fethetme hülyasıyla Çanakkale Boğazı'na girmeye çalışan dönemin kudretli donanmalarının beklemedikleri muazzam bir direnişe boyun eğerek ağır kayıplarla çekilmek zorunda bırakıldıkları gündür." değerlendirmesinde bulundu.

Türk ordusunun Çanakkale'de, Akif'in deyimiyle, "tek dişi kalmış canavarın" "hayasızca akınını" durdurmayı başardığının altını çizen Musa, "Anadolu'yu bu millete ebediyen yurt yapanları, Kurtuluş Savaşı'nda mucizelere imza atanları, 15 Temmuz'da tanklara karşı yürüyenleri ve tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz." dedi.

"Şehitlerimizi saygı ve şükranla yad ediyoruz"

Albay Gülerce de konuşmasında, tüm dünyaya karşı azmin, cesaretin ve fedakarlığın örneklerinin sergilendiği Çanakkale Savaşları'nın, vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığı söz konusu olduğunda Türk milletinin hangi zorluklara göğüs gerebileceğini, en zor şartlar altında dahi neleri başarabileceğini gösterdiğini belirtti.

Başta Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere gerektiğinde vatanı için şehit olmayı en şerefli görev kabul eden 7'sinden 70'ine kadın, erkek tüm Anadolu insanının bu zaferden aldıkları güçle Kurtuluş Savaşı'nı başlattıklarını ve işgal altındaki vatan topraklarını kurtararak Türkiye Cumhuriyeti'ni kurduklarını hatırlatan Gülerce, "Kahramanları 'Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir.' diyerek takdir eden Büyük Önder Atatürk ile aynı duyguları paylaşan bizler, şehitlerimizi bir kez daha saygı ve şükranla yad ediyoruz." diye konuştu.

Azerbaycan

Türk Şehitliği'nde törene, Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Bakü Temsilcisi Büyükelçi Ufuk Turganer, Bakü'deki Türk kurum ve kuruluşların temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

Büyükelçi Akgün'ün Şehitlik Anıtı'na çelenk koyduğu törende, şehitler için saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı ve Azerbaycan Milli Marşı okundu.

Şehitlik anı defterini imzalayan Akgün, temsili şehit mezarlarına karanfil bıraktı.

Akgün ve beraberindekiler, 20 Ocak şehitlerinin defnedildiği Şehitler Hıyabanı'nı da ziyaret etti.

Bakü Türk Eğitim Kurumlarında program düzenlendi

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bakü Türk Eğitim Kurumlarında da 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 110. yıl dönümü dolayısıyla program düzenlendi.

Büyükelçi Akgün, programda yaptığı konuşmada, Çanakkale'nin Türk milletinin bağımsızlık ve hürriyet uğruna gösterdiği büyük fedakarlığın, azmin ve vatan sevgisinin en güçlü sembollerinden biri olduğunu söyledi.

Tarihin kendilerine vatanın bedelinin ancak büyük bir mücadeleyle ödenebileceğini gösterdiğini belirten Akgün, Çanakkale'de omuz omuza çarpışan kahramanların, bağımsızlığın sarsılmaz temellerini atarken, aynı zamanda birlik, beraberlik ve kardeşlik mirası bıraktığını anlattı.

Akgün, Çanakkale'de kazanılan zaferin Kurtuluş Savaşı'na ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna ilham verdiğini belirterek, "Çanakkale'de gösterilen direniş ruhu, bugün de bizlere yol göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti, ecdadımızın emaneti olan bu mirasa sahip çıkarak, barış, huzur ve kalkınma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir." dedi.

Gençlere büyük görevler düştüğünü vurgulayan Akgün, şunları kaydetti:

"Çanakkale'de mücadele eden gençler, vatanları uğruna en değerli varlıkları olan canlarını feda ettiler. Onların idealleri, fedakarlıkları ve kararlılıkları, sizlerin ellerinde yarının güçlü Türkiye'sini inşa edecek birer meşale olarak yanmaya devam edecek. Tarihimizi iyi öğrenmeli, bu büyük fedakarlıklardan ilham alarak ülkemizi daha ileriye taşımalısınız. Çanakkale ruhunu anlamak, sadece geçmişi anmak değil, aynı zamanda birlik, beraberlik ve vatan sevgisiyle dolu bir gelecek inşa etmek demektir."

Vatan için canlarını feda eden kahramanların ve hayatta olmayan devlet büyüklerinin saygı duruşu ile anıldığı etkinlikte, şiirler ve türküler seslendirildi.

Yunanistan

Türkiye'nin Atina Büyükelçisi Çağatay Erciyes, Atina-Pire Başkonsolosu Işıl Işık Civelik, askeri ataşeler ve diplomatik misyon üyelerinin katıldığı tören, şehitlik anıtı önündeki saygı duruşu ile başladı.

Törende konuşan Büyükelçi Erciyes, Pire'deki Türk şehitliğinin, 1859'da, Atina ve Pire’de vefat eden Türklerin defnedilmesi için Müslüman mezarlığı olarak kurulduğunu, 1890'da ise mülkiyetinin Pire Belediyesi tarafından Osmanlı Devleti’ne verildiğini hatırlattı.

Erciyes, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nda esir düşüp Atina’ya getirilen ve burada vefat eden birçok kahraman Türk askerinin buraya defnedilmesiyle mezarlığın şehitlik özelliği kazandığını aktararak, şunları kaydetti:

"Buna rağmen yıllar boyu Yunanistan tapu kayıtlarında mülkiyeti 'belirsiz' olarak geçen Atina Pire Şehitliğimizin mülkiyetini, uzun bir hukuki sürecin ardından geçtiğimiz yıl devletimiz adına tescil ettirdik. Bundan büyük bir gurur ve memnuniyet duyuyoruz."

Çanakkale Savaşı'nın Türk milletinin yokluklar içinde verdiği destansı direniş ve kahramanlığın simgesi olduğunu vurgulayan Erciyes, "Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk de harp dehası ve üstün liderlik özellikleriyle, bir ulusun kaderini değiştirecek şekilde, tarih sahnesine Çanakkale'de çıkmıştır." diye konuştu.

Erciyes, Türk milletinin, Çanakkale'de vatan topraklarını ve istiklalini insanüstü bir fedakârlık ve kahramanlıkla savunduğuna dikkati çekerek, "Çanakkale ruhu dediğimiz bu vatan savunması, Aziz Milletimizin inancı, imanı ve azmi ile her tehdidin her mücadelenin üstesinden gelebileceğinin ifadesidir. Aziz milletimizin Çanakkale’deki istiklal mücadelesi tüm mazlum milletlere de umut olmuştur." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin geçmişte savaştığı ülkelerle bugün samimiyetle işbirliği yapma iradesine sahip olduğunu belirten Erciyes, Türk diplomasisinin, bu anlayışla, barış, istikrar, refah ve kalkınmanın hakim olduğu bir dünya için çalıştığını dile getirdi.

Konuşmanın ardından şehitlikteki mezarlara beyaz ve kırmızı karanfiller bırakıldı.

Pire Türk Şehitliği, 1859 yılında Müslüman mezarlığı olarak kurulduktan sonra, 24 Mart 1890'da Pire Belediyesi tarafından Osmanlı Devleti'ne verildi. Mezarlık, Balkan, Birinci Dünya ve İstiklal Savaşlarında esir olarak Atina'ya götürülen ve burada ölenlerin defnedilmesiyle şehitlik hüviyeti kazandı.

Rusya

Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliği rezidansında gerçekleştirilen programa Büyükelçi Tanju Bilgiç, elçilik çalışanları, Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Büyükelçi Bilgiç, yaptığı konuşmada, 110 yıl önce Çanakkale'de işgal güçlerine karşı verilen mücadelenin dünya tarihi ve Türk halkı için büyük sonuçları olduğunu kaydederek, "Türk milleti, Çanakkale zaferiyle en zor şartlarda dahi bağımsızlığından vazgeçmeyeceğini dünyaya duyurmuş oldu." dedi.

Türk milletinin Çanakkale'de yazdığı destanla 1. Dünya Savaşı'nın tüm gidişatını ve dünya tarihinin seyrini değiştirdiğini dile getiren Bilgiç, Avrupa devletlerinin Gelibolu’da yaşadığı hezimetin 1. Dünya Savaşı’nın uzamasına ve hesapta olmayan bir dönemin başlamasına yol açtığını söyledi.

Bilgiç, 18 Mart’ın aynı zamanda şehitleri anma günü olduğunu da anımsatarak, Seyit Onbaşı, Nusret Mayın Gemisi'nin Komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey, tümü şehit düşen 57. Alay ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale'de tarihi baştan yazdığını ifade etti.

Türk milletinin özgürce yaşadığı vatanın her karış toprağının diyetini kanıyla ve canıyla ödemeye devam ettiğini vurgulayan Bilgiç, "Bize düşen görev büyük bir kahramanlıkla ve cesaretle yazılan bu tarihimize sahip çıkmak, Çanakkale ruhunu canlı ve diri tutmaktan asla vazgeçmemektir." diye konuştu.

Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Tuğamiral Ahmet İşci de adını 18 Mart zaferinden almış “TCG 18 Mart” denizaltısında hayatının üçte birini geçirdiğini bildirdi.

İşci, 1915’teki zaferin mimarisinin Fatih Sultan Mehmet’e kadar dayandığına işaret ederek, Çanakkale Zaferi’nin Osmanlı İmparatorluğu’nun 1. Dünya Savaşı’nda yaşadığı zor bir dönemde gerçekleştiğini kaydetti.

O dönemde kendilerini kudretli sayan Fransız ve İngilizlerin, Türk savunmasını kolayca susturarak boğazı geçebileceği düşüncesine sahip olduğunu ifade eden İşci, topçu Seyit Onbaşı’nın azmi ve Nusret gemisinden dökülen mayın hattını düşmanın hesaba katamadığını anlattı.

İşci, Çanakkale kahramanlarının ülkeyi emanet ettiği gençlerin milli uçağını ve milli gemisini ürettiğini vurgulayarak, “Kanaatimce bu zaferden alınan derslerin en önemlisi milli güvenlik anlayışımızı geliştirmemiz ve hayatın her alanında muasır medeniyet seviyesine çıkılmasının gerekliliğidir.” şeklinde konuştu.

Etkinlikte, Moskova’daki Türk kadınları tarafından kurulan “Koro Harmoni”, Çanakkale Zaferi ve kahramanlıklar üzerine türküler seslendirdi.